İslam Batı’ya galip gelir mi?

İslam Batı’ya galip gelir mi?

Müslümanlar geçmişteki başarıları ile övünme alışkanlığını bırakıp, geçmişteki bu başarıların oluşmasını sağlayan eğitim sistemini, ahlaki yapıyı ve siyasi düşünceyi yeniden uygulamaya koymalıdır.

İslam Batı’ya galip gelir mi?

Abdurrahman Örnek

Batı bilim ve teknoloji hâkimiyetinde bir medeniyet yaratmadan önce, bilim ve teknoloji ustası bir tanrı tasavvur etmiştir.

Batı eşya üzerine ustalaştıkça tanrıya yetiştiğini, onun mahlûklarını ehlileştirip insan yapımı bir dünyaya hizmet edecek hale getirdiğini hissetmeye başladı. Bundan dolayı batı düşüncelerini gerçekleştirecek hiçbir engel tanımayacak gördüğü ve elde etmek istediği her şeye saldıran tufan bir nesle dönüştü.

Batı temeli olmayan medeni hayat tarzından yoksun, barbar ve derebeylik kültür anlayışının, anlayış olmadığını fark ettikten sonra, zihniyet değişimine gitti. Medeniyeti ve medeni olmayı seçen, akla ve bilime karşı bütün dogmatik savunmaları yıkmıştır.

Aydınlanma çağına kadar eğitimde oldukça kötü ve yobaz olan batı, İslam’ın bütün modellerini alarak kendisine aklı, bilimi ve felsefeyi kalkan yapmıştır. Yine kendisini modern ve medeni, Müslümanları ise barbar ve niteliksiz ilan etmiştir. Batının gözünde Müslümanlar daima boyunduruk altında kalmalı, kötülenmeli başarıları, çalışmaları önemsizleştirilen, görünmez hale getirilen ve sürekli düşman gösterilen kesimdir.

Müslüman ülkeler hala milletler piramidinin en alt basamağından kurtulmuş değillerdir. Yine batının nazarında sürekli yenilgi yaşayan ve aşağılanan bir kitledir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de kesintisiz olarak hala katledilmekte, toprakları işgal edilmekte zenginlikleri ve umutları ellerinden alınmakta ve sürekli sığınacak liman arayan mülteci pozisyonundadırlar. Bütün bu yaşananlar İslam dünyasının hemen her ülkesinde her köşesinde yaşanmaktadır. Yeniden bir diriliş hareketiyle batının Müslümanlardan aldıkları ve kendi gelişimlerine katkı sağlayan emanetlerimizi yeniden alalım.

Mesela Kopernik kendi büyük devrimini başlatması için gerekli matematik teorisinin büyük kısmını İslam’dan almıştır. İslam kaynakları Avrupa’ya tıpla büyücülük arasındaki ayrımı gösterdi. Hümanizm kaynağını, İslam’ın edep hareketinden ve insan olma edebini öğreten hareketten almıştır.

Aydınlanma çağı filozoflarının kendi ürettikleri bilim ve felsefeleri yoktu. Şu anki durumları tamamen İslam düşüncesinin ve felsefesinin üzerine inşa edilmiştir. Batı varlığını İslama borçludur çünkü Avrupa’nın aydınlanmasının temeli İslam medeniyetidir.

Batı’yı şeytanlaştırarak ondan kurtulmamız imkânsız. Kurtuluş reçetemiz ancak kendi imkânlarımıza yeniden dönerek ve ciddi bir çabayla olur. Bugünkü sorun aklın öneminin vurgulanması değil, aklın kullanılmasındadır. Bugün yeniden başarılı ve güçlü olmak isteniyorsa bu da tarihteki eğitim sisteminin yeniden canlandırılması ile Müslümanlar olarak kuru taklitçiliklerle yetinmeden olur. Müslümanlar geçmişteki başarıları ile övünme alışkanlığını bırakıp, geçmişteki bu başarıların oluşmasını sağlayan eğitim sistemini, ahlaki yapıyı ve siyasi düşünceyi yeniden uygulamaya koymalıdır. Kendi öz kaynaklarımızdan faydalanmayı, bozulmuş ya da değiştirilmiş dillerle ya da ikincil oryantalist araştırmalarla değil, tamamen öz kaynaklarımızın dili ile yeni okumalar ve analizler yaparak sağlamalıdır. Gelişmek ve ilerlemek için durmadan çabalamak ne kendiliğinden olur ne de şıklar arasından gelişigüzel seçim yapmakla. İnsan ilişkilerinde hızla ilerlemeyi en iyi kendiliğinden koşarak kaçıracak bir şeyler teşvik edecektir

Genel olarak dinin, özel olarak da İslam’ın asıl işlevi Allah’ın haklarıyla insanların haklarını bütünleştirebilecek dengeli bireyler yetiştirmektir. Bugün birçok Müslüman’ım diyen insanın İslami bilgiye ihtiyacı yok. Asıl bu bilgiyi pratiğe dökecek ekonomik, siyasal ve sosyolojik anlamda alternatif modeller geliştirmek bilim ve teknoloji alanında somut politikalar üretmektir. Böylelikle geleceğin İslam medeniyetinin alternatif vizyon üretmesi batının kibirli baskısını kırabilir. Sürekli taze bakış açılarıyla yenilenmek ve gelişmemizin önündeki engelleri kaldırmak için daha çok çalışmalıyız.

Müslümanlar batının üstün ve kibirli bakışı karşısında gerçek kimliğini ve kişiliğini öne çıkarmalıdır. Çünkü İslam bütün düşüncelerden olduğu gibi batı anlayışından da üstündür tartışılamaz. İslami düşüncemiz maalesef ritüeller belirli gün ve anmalar üzerinden gidiyor. Aslında bizim söyleyecek sözümüz ve çözüme dair var olup da, ortaya koyamadığımız bir düşünce sistemimiz yoktur. Diğer yandan İslam’ın bütün bireysel ve toplumsal problemlerimizi çözeceğine de inanıyoruz ancak nasıl çözeceğimizi bilmiyoruz. Mesela ekonomideki kötü gidişatlar için ortaya bir şeyler koymaya çalışıyoruz ama sonuç olarak ya kapitalizme ya sosyalizme çıkıyor. Eğitimle ilgili ciddi çalışmalar yapılıyor hala batının gölgesinden (pozitivist akıldan) kurtulmuş değiliz.

Örneklerimiz hep batılı ülke eğitim modelleri üzerinden. Biz bu kavramları Müslümanlaştırmaya çalışıyoruz. Bunun için batının tiranlığından modernite ve sekülerizm gibi kavramlarından bir an önce kurtulmalıyız. Çıkış yolumuz öncelikle kendi öz kaynaklarımızı iyice inceleyip süzgeçten geçirdikten sonra, batının ilerlemesine katkı sunan vasıtaları da inceleyerek, kendi ilerleyişimize katkı sunmuş oluruz.

Bizim tek yapmamız gereken, ne tam anlamıyla maddeye sarılmak ne de tam anlamıyla manaya sarılmak, her ikisini dengeli bir şekilde uygulamaktır.

Referans Gazetesi

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal