Sanık, yargıç kürsüsünde oturursa…

Sanık, yargıç kürsüsünde oturursa…

“Sanık yargıç kürsüsünde oturunca, adalet de sanık sandalyesine çöküyor.” diyen Habertürk yazarı Mehmet Akif Ersoy, dünyanın ABD ve İsrail’i kınadığını ancak kınamanın bir anlam taşımadığını belirtti.

Bugün Habertürk’te yayınlanan “Golan gerçeği” başlıklı yazısında Mehmet Akif Ersoy, “dualarınız, dilek ve istekleriniz sahanın gerçekleriyle örtüşmediği sürece hiçbir soruna somut çözümler üretemiyorsunuz.” vurgusunda bulundu. ABD ve İsrail ortak yapımı Golan meselesi üzerine Ersoy, şu değerlendirmede bulunuyor:

Perşembe günü ABD Başkanı Donald Trump, kışkırtıcı çıkışlarına bir yenisini daha ekleyerek; “ABD için İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tam olarak tanımanın zamanı geldi” açıklaması yaptı.

Aslında bundan 3 yıl önce Bakanlar Kurulunu Golan’da toplayan İsrail Başbakanı Netanyahu; “Golan sonsuza kadar İsrail’in kalacak” demiş, sözleri tepki çekmişti.

Bu “tepki çekme” hususunu önemsiyoruz(!). Ortadoğu çalışan gençlerle zaman zaman buluştuğumuzda, coğrafyaya dair okuma ve değerlendirmeler yaparken, “RASYONEL” kalarak çözüm üretmenin önemine sıklıkla işaret etmeye çalışıyorum.

Zira dualarınız, dilek ve istekleriniz sahanın gerçekleriyle örtüşmediği sürece hiçbir soruna somut çözümler üretemiyorsunuz.

Filistin meselesi bunlardan sadece biri.

Üstelik İslam dünyasının; “üzerinde mutabık kaldığı” belki de tek meselesi.

Askeri, siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi her konuda birbirinden ayrışan 57 ülke, mevzubahis Filistin olunca malumunuz aslanlar gibi kükrüyor. KİK(Körfez İşbirliği Konseyi), Arap Birliği, İİT(İslam İşbirliği Teşkilatı kurumları ve üye ülkeler peş peşe kınama açıklamaları yapıyor. İsrail, ABD vs, Uluslararası Hukuku çiğnemekte ısrar ederse, daha şiddetli şekilde kınıyorlar. Liderleri örtülü görüşmeler yaparken, finanse ettikleri TV ve gazetelerde köşe yazarları “Golan Arap toprağıdır.” – “Kudüs Araplarındır” – “Filistin Arap’tır” falan yazıyorlar. (Bu arada “Arap Milliyetçiliği” içerikli yaklaşımlarına şimdilik girmiyoruz.)

“İslam dünyasının üzerinde mutabık kaldığı tek mesele” demiştik Filistin davası, “bu haliyle” 1948’den beri mevzi kaybetti. Geçen sene ABD Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve Büyükelçiliğini taşıdı, bu yıl “Golan İsrail toprağıdır” diyor.

Biz kınamaya devam ediyoruz. Yalnız değiliz, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de ABD’nin açıklamasını “kabul edilemez” buluyor.

Bir anlamı var mı? Hayır yok.

Neden?

-Çünkü dünyada ABD’ye rağmen bir şey yapılamaz.

Bu demokratik mi? Hayır.

Dünya düzeni demokrasi üzerine inşa edilmiş değil. İnşa edenlerin demokrasi iddiası da sadece kulağımıza hoş gelen bir enstrüman.

Uluslararası Hukuku herhangi bir ülke çiğnerse, BMGK’ya (Güvenlik Konseyi) hesap verir. Peki, bunu BMGK daimi üyesi bir ülke yaparsa, ona hesap sorabilecek bir mecra var mı? Hayır yok.

Sanık yargıç kürsüsünde oturunca, adalet de sanık sandalyesine çöküyor.

Golan Tepeleri 1967 savaşında İsrail tarafından işgal edildi. Suriye 1973’te geri almaya teşebbüs ettiyse de başarılı olamadı. 1981’de ise İsrail Golan’ı tek taraflı olarak ilhak ettiğini duyurdu.. Suriye o gün bugündür İsrail işgalini tanımadığını söylüyor.

Bütün dünya da öyle düşünüyor.

Gerçekte ise, bugün nasıl Filistin’de “1967 sınırları” diye bir şey kalmamışsa, 52 senedir İsrail işgali altında olan Golan’da da durum farklı değil. Demografi değiştirildi. Fiili durum oluşturuldu.

Dolayısıyla Amerikan Başkanı Trump’ın Golan çıkışına; “malumun ilanı” diyenler de var.

Golan Tepeleri İsrail için “su ve güvenlik” anlamına geliyor. İsrail toplam su ihtiyacının üçte birini Şeria nehri ve Golan Tepeleri’ndeki su kaynaklarından temin ediyor. Coğrafi konumu itibarıyla da ayrı bir güvenlik önemine haiz.

Ancak bugün asıl mesele, 9 Nisan’da yapılacak olan İsrail seçimleri. Trump, yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya olan Başbakan Netanyahu’nun elini, Kudüs kararı sonrası bir kez daha kuvvetlendiriyor. Netanyahu, 25 Mart’ta Beyaz Saray’da ABD Başkanı ile görüşecek. İsrail basını, Trump’ın Golan Tepeleri’ndeki “İsrail egemenliğini” tanıyan belgeyi bu görüşmede imzalayacağını duyurdu. İsrail’de her seçim öncesi bir radikalleşme süreci yaşanır. Hatta bunun yansımaları genelde Gazze’nin bombalanmasıyla sonuçlanır.

Neticede, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Abdullatif ez- Zayani; ABD’nin Golan kararını, “üzüntü verici” olarak nitelendirdi.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmet Ebu Gayt ise “ABD’nin Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanımasının Washington’un Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunda ciddi sonuçları olur” dedi.

O ciddi sonuçları en az benim kadar merak ettiğinize eminim.

Zira uluslararası ilişkilerde, söylemleriniz ile eylemleriniz arasındaki makas açıldıkça caydırıcılığınızı yitiriyorsunuz.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal