İslam ve demokrasi çelişmez iddiası

İslam ve demokrasi çelişmez iddiası

Demokrasinin İslam’a uygun bir yönetim şekli olduğunu ileri süren Demokrat Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Şerif Akay demokrasi ve istibdat karşılaştırması yaptı, “Ne kadar iyilik varsa Demokrasi ve İslam’dadır” dedi.

Yeni Asya gazetesinden Ayşenur Akay’ın haberine göre, Mehmet Şerif Akay “Demokrasi; istişare ile meclise, yani halkın fikrine danışılan yönetimlerde vardır. Parlamenter sistemdir. Hürriyet ve şeffaflık esastır. İstibdat; tek şahsa veya tek zümreye bağlı olan baskıcı ve karanlık rejim ve yönetimlerdir.” dedi.

Demokrasinin İslam’a yakın olduğunu savunan Akay, şöyle devam etti: “Demokrasinin kaynağı İslâm’dan ve Kur’ân’dan ya da tahrif olmamış semavî kitaplardan gelen emirlere yakın emirlerdir. İstibdat; tahrif edilmiş ve değiştirilmiş Yahudi ve Hıristiyanların dininden gelmiş, haham ve papazların şahsî emirlerinden gelme bir dayatmadır.

‘Demokrasilerde anayasa vardır’

Demokrasilerde yöneticiler, yazılı metinler olan kanunlardır. İstişare ile alınan kararlardır. Herkes için geçerli ve eşit şartlarda olan anayasalar vardır. İslâmiyet’te de Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri herkesi bağlar.

İstibdadda; yöneticiler kendilerini kanunların üstünde kabul ederler. Kendi söylemlerini kanun kabul ederler. Kendilerine her şey mübah ve helâldir. Onlar kanunların emrinde değil, kanunlar onların emrindedir. Orta çağ Hıristiyan ve Yahudileri gibi, haham ve papazlara emir verdirerek istedikleri zaman haramı helâl, helâli haram yapabilirler. Hatta Cennet ve Cehennemi dahi istediklerine verebilirler.

‘Demokraside yöneticiler hizmetkardır’

Demokraside yöneticiler kendini milletin hizmetkârı olarak bilirler ve millete hizmet etmeyi en aslî görev ittihaz ederler. İslâm’da da Hz. Muhammed (asm); “Kavmin efendisi, kavmine hizmet edendir” diyerek yöneticilere yol göstermiştir. İstibdadda ise yöneticiler, milleti kendilerine hizmetkâr olarak görürler ve kendilerini devletin sahibi olarak bilirler. Hıristiyanlıkta yöneticiler kutsaldır, millete köle nazarıyla bakarlar.

Demokraside yöneticiler eleştiriye açıktır. Bir hata yapıldığında bunu kendi üzerlerine alırlar ve millete hesap verirler. İslâm’da da yöneticiler Allah’tan korkarlar ve şeffaftırlar. Hz. Ömer’in üzerindeki elbisesinin hesabını vermesi gibi birçok örnek verilebilir. İstibdadda; yönetici daima haklıdır. Hatalar daima millete mâledilir, iyilikler ise yöneticiye aittir. Eleştiriye kapalıdırlar. Hıristiyanlıkta da her şeyi papa bilir ve azizdir. Halk cahil ve günahkârdır.

‘Demokraside mütevazilik vardır’

Demokraside yöneticiler mütevazidir. Kendilerini milletin emrinde, ücretli bir memur olarak bilirler. Gayeleri halkı memnun etmektir. Milletin istekleri her şeyin üstündedir. Millet için çalıştıklarından, devletin malını kendilerine değil, millete harcarlar. Yani milletin parasını millete iade ederler. Kendileri de bir fert olarak israf yapmaksızın yaşarlar. Halkın içine tek başlarına rahatlıkla çıkarlar. İslâmiyet’te de başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere dört halife de aynı şekilde davranmıştır. İstibdadda ise tabiri caizse, yöneticiler kendilerini ilah olarak görürler. Kendileri her şeyden üstündür. Millete köle nazarıyla bakarlar. Her zaman milletten fedakârlık beklerler. Kendileri israf içinde boğulsalar dahi milletin cebini sıkmasını isterler.

Devletin malını kendi malı bilirler. Zalim ve korkaktırlar. Zulüm yaptıkları için daima korku içindedirler. Halkın içine çıkamazlar. Çıksalar bile büyük güvenlik tedbirleriyle şatafatlı merasimlerle olur bu halk ziyaretleri. Papa da halkın karşısına çıkarken aynı şekilde çıkıyordu. Kendilerini aziz, yani haşa Allah’ın vekili olarak bilip hareket ediyorlardı. Cennet ve Cehennemin tasarrufunun kendilerinde olduğunu söyledikleri gibi dünya saltanatında da kendilerinin hâkim olduğunu söylemek gibi bir cehalet içindeydiler.

‘Demokraside barış, kardeşlik vardır’

Demokrasi de barış, kardeşlik ve paylaşım esastır. İslâm barış dinidir. İstibdadda savaş, ırkçılık ve kavga esastır. Tahrif olmuş Hıristiyanlıkta hayat bir savaştır, mücadeledir. Savaşta da her şey mübahtır. Büyük balık her zaman küçük balığı yutar.

Ne kadar iyilik varsa…

Elhasıl; ne kadar iyilik varsa İslâm’da ve demokrasidedir. (İstisnalar kaideyi bozmaz.) Ne kadar kötülük ve zulüm varsa istibdatta ve dizsizliktedir. (İstisnalar kaideyi bozmaz.) İslâm ülkeleri şûrâ, demokrasi ve Kur’ân’dan uzaklaşarak geri kaldılar.

Başta Avrupa ve gayrimüslim kilise ve havra ise istibdadın karanlığından sıyrılıp demokrasi ile aydınlandılar. Son olarak şunu da belirtmek istiyorum ki; Yeni Asya demokrasi ve istişareye önem veren, hakkın ve hakikatin yanında olan, hürriyetçi ve şeffaf bir gazetedir. Havuz medyası şahsa bağlı, emir alarak hareket eden tek sesli yayın gruplarıdır. On üç gazetenin aynı günde aynı manşeti vermesi, bu vahim durumu özetlemektedir.”

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal