‘Şiddet ve öfkenin olduğu yerde düşünce kalmaz’

‘Şiddet ve öfkenin olduğu yerde düşünce kalmaz’

Şiddetin ve öfkenin olduğu yerde düşünceye yer kalmaz. Düşüncesizlik bütün boyutlarıyla baş gösterir. Şiddet ve öfke, düşünen insanları bastırmaya dönük bir eylemdir. Kendileri düşünce üretemediklerinden başkalarının düşünmesine de fırsat vermek istemezler. İnsanlık tarihi boyunca bu böyledir.

Böyle diyor Ali Haydar Haksal, “Fikri Düşüncesizlik ile Öfkenin Kardeşliği” başlıklı, Milli Gazete‘deki yazısında. Düşünmenin ve fikrin önemini vurgulayan Haksal, “Kişilerin dünyalarına ya da putlarına uymuyor diye başkalarını ta’netmek, öfkeyle bastırmak sağlıklı sonuçlar doğurmaz. Düşünmeyen, fikir üretmeyen, hiçbir özelliği bulunmayanların eylemleri ancak şiddettir. Dünyayı şiddet yönetiyor.” diye yazdı.

“Kim olursa olsun şiddet ve öfke benimsenemez” tespitinde bulunan Haksal şöyle diyor:

Düşünen insanlarının özelliği düşünür olmalarıdır. İlgi alanlarındaki hemen bütün konularda geceli gündüzlü düşünür, kafa yorar, fikir üretirler. Düşünmeye alan açanların işi sürekli bilgilenmeleridir. Elbette okumadan, görmeden, araştırmadan bilgi sahibi olunamaz. Birebir bilgiler çok daha sağlıklıdır.

Her kitap bir insandır. Kütüphanelerdeki sayısız kitaplar düşünenlerin eserleridir. Bunlar ister olumlu ister olumsuz olsun fark etmiyor. Her düşünüşün bir tarzı vardır ve olağandır. İyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, hayırlı ile şerliyi birbirinden ayırmak için bu gereklidir.

Yaşadığımız dünyanın kurgusu da böyledir.

Faşizmin baskın olduğu toplumlarda ve dönemlere sağlıklı bir düşünme ortamından söz edilemez. Bu, hangi kesime ait olursa olsun fark etmiyor. Faşizmin insafı da merhameti de olmaz. Onun yumrukları, silahları, öfkeli bakışları ve şiddeti konuşur sadece.

Bu tip insanların haddi olmayarak konularının uzmanı olan, bilgelikleri olan, ya da alanlarının en iyileri olmaları onlar için hiçbir anlam ifade etmez. Faşist ruhlular kafalarındaki putlarla hayata bakarlar. İnsanları da ona göre değerlendirirler.

Karşı düşünceli kimseler ister beğenilsin ister beğenilmesin eğer alanlarında yetkin iseler onlara katılınsın ya da katılınmasın anlayış gösterilir. Doğrular ve iyiler, yanlışlarla tartışılarak ortaya çıkar. Hak ile batıl da böyledir.

Kişilerin dünyalarına ya da putlarına uymuyor diye başkalarını ta’netmek, öfkeyle bastırmak sağlıklı sonuçlar doğurmaz. Düşünmeyen, fikir üretmeyen, hiçbir özelliği bulunmayanların eylemleri ancak şiddettir. Dünyayı şiddet yönetiyor. Onların şiddetlerinin de elbette bir arka planları vardır. Boş yere değildir.

Bir milleti ve toplumu şiddet ile yönetmek, yön vermek ya da gütmek hiçbir zaman sağlıklı sonuçlara götürmemiştir. Şiddet şiddeti, öfke öfkeyi çağırır. Karşı tarafın gücü yok ise ve altında eziliyorsa bu da bir tür zulümdür.

Kim olursa olsun şiddet ve öfke benimsenemez. Bugün başkalarına reva görülenler yarın karşılarına çıktığında bundan yakınılmasın. Çünkü sonuçları oluşturanlar da kendileridir.

Faşist ruhlu kuruluşlar, yapılar ve oluşlar benzerlerini üretiyorlar. Onlar birbirlerini doğruyor ve besliyorlar.

Siyasa insanlarının okumaya zamanları olmaz. Günlük hayatları doludur. Onları besleyecek olan bilgeler, düşünürler yanlarında olmayınca bildikleriyle yaşarlar. Onlar da ne hikmet ise yanlarında bu tür kimseleri istemezler. Çünkü kafalarında putlaşan doğruları bulunuyor onların dışına çıkmazlar. Düşünenleri de kendileri gibi düşünmesini arzu ederler. Putlarını, yanlışlarını olumlamalarını isterler. Buna uymadıkları sürece itibar göstermezler.

Gerilim ortamları katı putlar oluşturuyor. Bunlar giderek de artıyor. Dünyayı kasıp kavuran şiddet ve zulüm bulaşıcıdır. Karşılıklı aynı ruha bürünürler.

Ahirete yüzü dönük olmayanların bütün derdi ve davası bu dünyadır. Bu dünyada yapıp ettikleri onların saltanatlarını güçlü kılar. Bunu sonuna kadar da kullanırlar. Onlarda vebal diye bir şey yoktur. Korku yoktur çünkü ahiret bilincinden uzaktırlar. Öyle ki ahiret bilincini de kendi putlarına göre algılarlar.

İnsanın kurtuluşu iyi ve güzel insanların elinde. Onların oluşturacağı her eylem, düşünüş bir başlangıç olur. Gücü kendisiyle sınırlı kalmaz. Güzellikler ve iyilikler yayıldıkça bu iyi ve güzel bir ortamın oluşunu sağlar. Bunlar da bir hamleye ve bir adıma bakar. Yeter ki iyi niyetli olunsun.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal