Atatürk Borsası

Atatürk Borsası

Bu dünyada dolayısıyla bu memlekette dahi ticarete dökülmeyen, ticaret nesnesi yapılmayan, pazara çıkartılıp boy ölçüsü aldırılmayan, tüketilmeyen bir şey kaldı mı dersiniz; din başta ideoloji, yerlicilik, milliyetçilik, sanat, spor, cinsiyetçilik, anti-emperyalistlik…

Atatürk Borsası

Hüseyin Alan

Adam eski sıfatla Atatürkçü sınıftan yeni sıfatla Atatürkçü ‘piyasadandır’, bunların sıklıkla yücelttikleri kuvvacılardan. Yani şeriatçılara, sosyalistlere, liberallere baştan itibaren otomatik ‘düşman’ olanlardan.

Eleştirmenlerin vasat bulduğu, tarihçilerin kaale almadığı bir kitap yazmış, adı Atatürk.

Şimdi o kitaptan Atatürk’ün doğum tarihi kadar özel baskı yaptırıyor, çok özel fiyattan satışa çıkartıyor. Bu işleri bilen bilir, öncesi ayarlanmış olmalı ki aynı gün içinde borsası oluşmuş beş on katına kadar piyasası açılmış. Artık fiyat trendi ne yana giderse..

Kapitalizm her şeyi meta yapan bir sistem ya, eline geçirdiği her ne olursa onu nesneleştirip pazara çıkartır, parasal değerini ölçer. Gerisi reklama, tüketici arzusunu oluşturmaya, ihtiyaçmış, size özelmiş duygularını coşturan tüketim modası yaratmaya kalır.

Tutarsa baskı adedi Atatürk’ün ölüm tarihi kadar sayıya, olmadı doğumunun 50.yılı (50 bin), 100.yılı (100 bin), ölümünün bilmem kaçıncı yılı vs diye baskı adeti artırılır. Olmadı bu özelliğiyle size özel olduğunuzu hissettiren orijinal bu baskıda kalır, özel umulmadık fiyatlarla elden ele dolaşır.

Tutmazsa ilk gazını aldıktan sonra unutulur hurdalığa gider..

AKP iktidarı devri kitap için istikbali parlak piyasaya işaret edebilir; hani yazar bu noktada ‘kuvvacı, anti-emperyalist, bağımsızlıkçı, hakiki yerlici millici’ muhalif ya! Fena pazar değil niye köpürtmesin!

Proje başarılı olursa Fazıl Say ve gibilere müthiş dopink yapacağını söylemek mümkün. Yatırımcılara yeni bir piyasa enstrümanı, daha ne olsun..

Yazarın piyasa yaptığı şeylerin günümüz postmodern dünyasında Afrika kabile topluluklarında dahi geçerli olmadığı kimin umuru? Nasılsa kemikleşmiş bir kaç milyon tüketici/müşteri vardır!..

Her dini o dinin dindarları bozarmış. El hak doğrudur, karşıtı zarar veremez çünkü o zaten bellidir, ciddiye alınmaz.

İlaveten Marks’tan bu yana artık ahlak dahil her şeyin bir piyasa nesnesi olduğu gerçeği bu çağın hakikati değil mi? Başka misal mi istersiniz?

İslam dinini kendilerine kitap verilen ümmetler bozdu diğerleri değil. Bu kaideden hareketle bir dine dönüştürülen Atatürkçülüğü bir Sosyalistin, bir liberalin, bir Budistin, bir Osmanlıcının bozmasını beklememeli değili mi..

Modern dünya, çağdaş uygarlık, kapitalist serbest pazar ekonomisi, 1924 İzmir İktisat kongresi, cumhuriyetin kazandırdıkları, pozitivist evrensel bilim, laiklik vs işini bilene iyi getiriler sağlayan imkanlar rütbeler verir. Çünkü piyasası var. Hatta isteyenlerini bir sınıfa ait yapar, ruhsal tatmin sağlar..

Bu dünyada dolayısıyla bu memlekette dahi ticarete dökülmeyen, ticaret nesnesi yapılmayan, pazara çıkartılıp boy ölçüsü aldırılmayan, tüketilmeyen bir şey kaldı mı dersiniz; din başta ideoloji, yerlicilik, milliyetçilik, sanat, spor, cinsiyetçilik, anti-emperyalistlik, bağımsızlıkçılık, plazalı siteli rezidanslı kentçilik..

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal