Cape Town’da Müslümanlara karşı kampanya

Cape Town’da Müslümanlara karşı kampanya

Güney Afrika’da köle sisteminin, apartheid rejiminin susturamadığı ezan sesi, sözde “özgürlüğün yoldaşları” tarafından, ses kirliliğine neden olduğu iddiasıyla susturulmak isteniyor.

Ezan susarsa apartheid rejimi geri gelir

İbrahim Tığlı (AA) – Güney Afrika Cumhuriyeti’nin halkı “Gökkuşağı insanları” olarak bilinir. Güney Afrika halkını bu kadar güzel betimleyen başka bir cümle olamaz. Çünkü dilleri, renkleri, dinleri farklı olan bu insanlar, ırkçılığa ve ayrımcılığa dayalı apartheid rejiminin sona ermesinden sonra barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşıyorlar. Cape Town’ın banliyöleri olan Athlone ve Strandfontein gibi mahallelerde beyazlar, siyahlar, melezler, Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Hindular bir arada yaşarlar. Camiler, kiliseler, sinagoglar, Hindu tapınakları yan yanadır. Birbirlerinin ibadethanelerinden rahatsız olmaz, aksine beraber bir arada yaşamayı bir zenginlik olarak görürler.

Son günlerde Müslümanları yoğun olarak yaşadığı Cape Town şehrinde Müslümanlara yönelik bir kampanya yürütülüyor. Önce Cape Malayların yüzyıllardır yaşadıkları Bo-Kaap mahallesi kentsel dönüşüm adı altında yıkılmak isteniyordu. Rengarenk evleriyle Güney Afrika’nın sembolü olmuş bu tarihi mahalle, turistik amaçlar için kullanılacak, içinde İslamî bir hayatın olmayacağı bir görünüme kavuşturulmaya çalışılıyordu. Şimdilerde ise apartheid rejiminin dahi engelleyemediği ezan susturulmak isteniyor.

Müslümanların Güney Afrika’daki varlığından, “gökkuşağı ulusunun” renklerinden birini oluşturmasından rahatsız olanlar, yüzyıllardır özgürlük mücadelesine eşlik eden ezanın sesini kesmek niyetindeler.

Strandfontein camisinden yayılan ezanın sesinin kısılmak istenmesinin bahanesi ise “gürültü kirliliği”ne sebep olması. Caminin emektar İmamı Mevlana Muhammed Yusuf, daha önce de benzer şikayetler almaları üzerine, daha dikkatli davranarak ses sisteminde değişikliklere gittiklerini, ezan sesini Müslüman olmayanları rahatsız etmeyecek bir seviyeye getirdiklerini söylüyor.

Cape Town’da beyazların çoğunlukta olduğu semtlerde insanlar kiliselerin çan sesleriyle uyanır. Her sabah ve her akşam aynı saatte defalarca çalan çan sesleri duyulur. Gürültü kirliliği tabii ki insanın kabullenemeyeceği bir durum. Fakat Cape Town’da gürültü kirliğini meydana getiren şey camilerde okunan ezanlar ya da kiliselerde çalınan çanlar değil. Şehre yakın bir yerde oturuyorsanız, gece kulüplerinden gelen müzik sesleri sizin uyumanıza, dinlenmenize engel oluyor. Ezandan rahatsızlar olanların bu gürültü kirliliğine karşı sessiz kalmaları garip bir durum.

Hollanda’nın sömürgelerinden getirilen Cape Malaylar ve İngilizlerin Hindistan’dan getirdiği Müslümanlar, Güney Afrika’daki İslam toplumunun temelini oluşturmuş. Müslümanlar kölelik döneminde bile, sadece kendilerinin değil tüm Güney Afrika halkının özgürlüğü için mücadele etmişler. Bu nedenle İslam siyahlar arasında da hızlı bir şekilde yayılmış. Beyazların Hıristiyan ayrımcılığına, yani farklı kilseler kullanmalarına rağmen, Müslümanların hepsi aynı camilerde bir araya gelmiş.

Camiler Güney Afrika’da özgürlüğün sembolleridir. İlk defa camilerde beyazlar, siyahlar, melezler aynı safta yan yana ibadet etmişlerdir. Bu yüzden Cape Town’daki cami sayısı çok kısa bir süre içinde 100’ün üzerine ulaşmış.

Apartheid rejimine karşı özgürlük meşalesini yakanlar da Müslümanlardı. Mandela Müslümanların Hindistan’daki özgürlük mücadelesinden etkilenmiş ve yürüdüğü uzun özgürlük yolunda Müslümanları yanında görmüştü. Ahmed Kathrada, İbrahim İbrahim, Musa Molla, Farid Adams onun en yakın hapishane arkadaşlarıydı.

Apartheid rejimine karşı mücadelenin sembol ismi olan Cape Malay asıllı İmam Abdullah Harun, Güney Afrika’da cami ile direnişi birleştiren isimdir. Apartheid rejimine karşı özgürlük meşalesini yakan isimlerden biri olan İmam Harun aynı zamanda apartheid rejiminin kurbanlarından da biridir: Hapishanede işkencelere maruz bırakılmış ve bu işkenceler sonucunda şehit olmuştur.

Mandela’nın 27 yıllık hapishane hayatından kurtuluşu camilerde okunan ezanlarla müjdelenmişti. Artık 1994’de apartheid rejiminin sona ermesiyle ezanlar susmamış, özgürlüğün bir halkı yeniden diriltişini göstermişti. Şimdi bu ses susturulmak isteniyor. Köle sisteminin, apartheid rejiminin susturamadığı ezan sesi, sözde “özgürlüğün yoldaşları” tarafından, ses kirliliğine neden olduğu iddiasıyla susturulmak isteniyor.

Güney Afrika’da ezan susarsa özgürlük sona erer, gökkuşağı ulusu parçalanır, apartheid rejimi geri gelir. Ezan susarsa 25 yıldır yürürlükte olan demokraside, insan haklarında sapmalar olur. Ezan susarsa Müslüman halkta ayrışma, uzaklaşma olur.

Güney Afrikalı idareciler ezanın susturulmayacağını, yalnızca bazı düzenlemeler getirileceğini söylüyorlar. Henüz bu düzenlemelerin neler olduğunu söylemiyorlar ama umulur ki Müslümanların namaz çağrısını kısmasınlar, özgürlüklerini hatırlatan sesi engellemesinler.

Güney Afrika’nın idarecileri her zaman sağduyuyla hareket etmeye, Müslümanları incitmemeye özen gösterdiler. Şimdi de birkaç İslam düşmanı marjinal grubun etkisiyle hareket etmeyeceklerine, Müslümanın saatini hatırlatan bu çağrının sesini kısmayacaklarına, susturmayacaklarına inanıyoruz. Çünkü ezan susarsa apartheid rejimi eskisinden daha güçlü bir şekilde gelir ve bir daha geri gitmez.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal