Şam’dan New York’a gönderilen mektuplar

Şam’dan New York’a gönderilen mektuplar

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ve Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi’nin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) gönderdikleri iki mektup ortaya çıktı.

Şarku’l Avsat’ın birer kopyasına ulaştığı mektuplarda Şam, BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’yı, Anayasa Komisyonu ve özellikle de 3’üncü listeyi “oluşturma” çalışmaları sırasında “fırsatları değerlendirememek” ve Suriyelileri “vesayet” altına almaya çalışmakla suçluyor.

Şarku’l Avsat (Londra) İbrahim Hamidi’nin haberi

De Mistura, üç “garantör” ülkenin (Rusya, İran ve Türkiye) temsilcileri ve ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ün yer aldığı “Küçük Grup” temsilcileriyle Cenevre’de bir araya gelmişti. Toplantıda BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde Anayasa Komisyonu için Suriye hükümeti ve muhaliflerin temsilcilerinden 50’er isimlik aday listesi hazırlanması konusunda uzlaşıya varıldı. Ancak De Mistura’nın bağımsızlar ve sivil toplum temsilcilerinden oluşturduğu 50 kişilik 3’üncü liste üzerinde herhangi bir anlaşma sağlanamadı. Esed rejimi uzun bir süre De Mistura ile görüşmeyi reddetti. Ancak Suriye Dışişleri Bakanı Muallim ile BM Genel Sekreteri Guterres Eylül ayında New York’ta gerçekleşen BM Genel Kurulu’nun oturum aralarında bir araya geldiler. Bununla birlikte Rusya’nın çabalarıyla De Mistura ve Muallim arasında geçtiğimiz ay Şam’da bir görüşme gerçekleşti.

Suriye’den yapılan resmi açıklamada Bakan Muallim’in, BM Özel Temsilcisi ile yaptığı görüşmede, Anayasa Komisyonu’nun oluşturulması sırasında ulusal egemenlik ilkesine bağlı kalınmasına dikkati çektiği belirtilerek, “Suriye Dışişleri Bakanı, BM üyesi ülkelerin Suriye’nin egemenlik ilkelsine saygı duymaları ve iç işlerine karışılmaması gerektiğini güçlü bir şekilde vurguladı. Bakan, Suriye Anayasası’nın son derece hassas bir ulusal egemenlik meselesi olduğunun altını çizdi” ifadeleri yer aldı. Açıklamada bu yılın başlarında Soçi’de yapılan ve Anayasa Komisyonu oluşturulması sürecini başlatan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi sonuçlarıyla ilgili olarak Bakan Muallim’in, Rusya tarafından dağıtılan Kongre sonuçları dışındaki sonuçlara dikkat çektiği belirtildi. Açıklamaya göre Muallim, Suriye hükümetinin Rusya tarafından dağıtılan sonuçların “bazı unsurlarını” kabul etmesi ve bunları hükümet tarafından tercih edilen diğer “sonuçlarla” bağdaştırmasının mümkün olduğunu söyledi. Muallim bu konudaki temel anlaşmazlıkların BM’nin rolü ile ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

Soçi Konferansı hazırlıkları sırasında, BM Genel Sekreteri Guterres ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arasında De Mistura’nın Soçi konferansına katılması için yoğun görüşmeler gerçekleşti. Görüşmeler sonucunda, konferansın sadece bir defaya mahsus olması, belirli komitelerin oluşturulmaması, Guterres ve Lavrov tarafından yayınlanan bildiri dışında herhangi bir bildirinin yayınlanmaması, Staffan de Mistura tarafından Cenevre’de formüle edilen 12 siyasi ilkenin benimsenmesi şartları kabul edildi. Lavrov’un yayınlanan taslak bildirisinde şu ifadeler yer aldı:

“BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca ilk olarak anayasa komisyonu, Suriye uzmanları, sivil toplum kuruluşları, bağımsız kişiler ve kadınların yanı sıra Suriye müzakereleri, hükümet ve muhalefet temsilcilerinden oluşacak. Zira Suriye’deki etnik ve dini unsurların doğru bir şekilde temsil edilmesine özen göstermeliyiz. İkinci olarak, BM himayesindeki Cenevre sürecinde, Anayasa Komisyonu’nun nihai şeklinin oluşturulmasına dair görevler, ölçütler, yetkililer, uygulama kuralları ve kriterler konusunda bir mutabakat sağlanmalıdır. Üçüncü olarak, Anayasa Komitesi’ne yeni anayasa taslağının hazırlanması görevi verilmelidir. Ulusal Kongre, ulusal diyaloğu denetlemeli, anayasa taslağını gözden geçirmeli ve daha sonra halk onayına sunmalıdır. Dördüncü olarak, Soçi Ulusal Kongresi yalnızca bir kez gerçekleşmelidir. Ve kongrenin her türlü sonucu, BM himayesinde Cenevre’ye taşınmalıdır.”

Ancak De Mistura BMGK’ya 26 Ekim’de gönderdiği mektupta şunları söyledi:
“Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, Soçi Konferansı öncesinde Rusya ile BM arasında varılan uzlaşıyı egemenlik ilkesine aykırı ve iç işlerine müdahale olarak görmüyordu. Bakan Muallim, temelde BM’nin 3’üncü listenin seçimi veya sınırlandırılmasındaki genel rolünü kabul etmedi. Muallim, Rusya’nın dağıttığı Suriye Ulusal Diyalog Kongresi sonuçlarından başka sonuçlara işaret etti. Bakan, Suriye hükümetinin Rusya tarafından dağıtılan sonuçların “bazı unsurlarını” alması ve bunları hükümet tarafından tercih edilen diğer “sonuçlarla” bağdaştırmasının mümkün olduğunu belirterek, bu konudaki temel anlaşmazlıkları BM’nin rolünden kaynaklandığını söyledi. Ancak Muallim, Suriye ve Rusya hükümetlerinin yakın bir zamanda Astana’nın üç garantörü ve Suriye hükümetinin 3’üncü liste için istişarelerde bulunarak bir teklif hazırlama ve BM’ye sunmak üzere anlaşma yaptığına işaret etti.”

Dört şart

Şam’ın mektuplarından biri, Caferi ile BMGK’ya gönderdiği mektuptu. İkincisi ise Muallim ile Guterres’e gönderildi. New York’taki BM toplantıları sırasında verilen ikinci mektup, Anayasa Komisyonu oluşturulmasında ilerleme kaydedilmesinin faydalı ve yapılabilir olduğu, De Mistura’nın Şam’a yaptığı ziyaretin “bu konuda görüş alışverişinde bulunma” yolunu açabileceği belirtildi. Söz konusu mektupta, “Ne yazık ki biz olayları atlamadan, fırsatları değerlendirmeye çalışarak bu konuyu resmi ve ciddi bir şekilde ele almaya çalışırken, Uluslararası Elçi, acele ediyor ve toplantının (Muallim – De Mistura görüşmesi) son şans olduğunu söylüyordu. Acele ettiğini BMGK’ya verdiği brifingde vurguladı. Özel Temsilci’nin bize sunduğu 3’üncü listenin BM ile koordineli olarak, Astana garantörleri ile hazırlanması ile ilgili öneri, pratik ve Anayasa Komisyonu kurulması fikrinin temelini oluşturan bir öneri. Burada, ‘Komisyonun çalışmalarını kolaylaştırıcı rol üstleniyoruz’ diyen Özel Temsilci’nin yanı sıra garantör ülkelerin rolleri azımsanamaz veya göz ardı edilemez. Fakat üçüncü bir taraf hükümet ve muhalefete eşit ölçüde olamaz…

Bununla birlikte üçüncü listenin farklı bakış açılarını birbirine yaklaştıracak, garantör devletler ve söz konusu Suriyeli taraflar arasında koordinasyonu kolaylaştıracak bir rol oynayabileceğine inanıyoruz” ifadeleri yer aldı.

Mektupta, Anayasa Komisyonu’nun kurulması sırasında dört şarta uyulması gerektiğinin altı çizildi. Birincisi, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı ve bütünlüğüne saygı duyulmalı ve Suriye topraklarında teröre yer olmadığı anlaşılmalı. İkincisi tüm süreç, Suriye halkının dış müdahaleler olmadan geleceğini belirleme hakkı temelinde, Anayasa ve Suriyelilerin kendi belirledikleri kurallar çerçevesinde Suriye tarafından yönetilmeli. Bu yüzden Suriye’nin iç işlerine müdahale teşkil eden hiç bir düşünce kabul edilemez veya önü açılamaz. Üçüncü olarak Anayasa Komisyonu’nun çalışmalarına ve yaptığı tavsiyelere hiçbir önkoşul veya sonuç şart koşulmamalı. Komisyon bağımsız olmalı. Dördüncü şart ise, Komisyon’a çalışmaları ile ilgili zaman çizelgeleri veya son tarihler gibi zorunluluklar getirilmemeli. Adımlarımız iyi düşünülmüş olmalı. Bu Anayasa gelecek nesiller için Suriye’nin geleceğini belirleyecek. Bu nedenle acele edilmemeli.

Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, BM Özel Temsilcisi De Mistura’ya 70 yıllık mevcut Suriye Anayasası’nın tarihini ve ülkede bir anayasal çerçevenin olduğunu ayrıntılı bir şekilde anlattı. Öte yandan Şam, Uluslararası Elçi’nin komisyonun oluşturulması ve çalışmalarında “kolaylaştırıcı” bir rol üstlenmesinin karşılığında Suriyelileri “vesayet” altına almaya çalışmasını reddetti. Ancak De Mistura bunun öncesinde BM himayesinde bir komisyonun oluşturulmasına dair herhangi bir umudun kalmadığını belirterek istifa etmişti.

Geçtiğimiz Ekim ayı sonunda, Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa İstanbul’da bir zirve gerçekleştirdi. Küçük Grup’ta yer alan Fransa ve Almanya, Ekim ayı bitmeden önce Cenevre’de BM himayesinde bir Anayasa Komisyonu oluşturulmasını planlamaya çalışırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “egemenlik” konusunda Şam’a baskı yapılmasının zor olduğuna işaret etti. Uzlaşı, “şartlar elverdiği takdirde, Anayasa Komisyonu’nun yılın sonundan önce” oluşturulması konusunda hemfikir olma üzerine kuruluydu. Fakat Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, bu uzlaşı konusunda rahat değildi. Ancak Fransa ve Almanya’nın geçtiğimiz Pazartesi günü Londra’da yapılan Küçük Grup toplantısında Washington’un baskısıyla yüzleşmelerine izin verdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Putin’in, yıl sonundan önce 3’üncü liste ve Anayasa Komisyonu’nun oluşturulması için dörtlü zirvede verdiği sözleri gerçekleşmesi umuduyla Şam ve Tahran’a iki günlük ziyaret gerçekleştirdi.

Suriye Merkezli el-Vatan gazetesinin aktardığı açıklamalarında Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad, “Şam, tıpkı eski Özel Elçiler ile yaptığı gibi, kendinden öncekilerin yöntemlerini uygulamaması şartıyla yeni BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile de işbirliği yapacaktır” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekteri Gutteres, BMGK’ya 17 Kasım’da son brifingini verecek olan De Mistura’nın yerine Suriye Özel Temsilciliği görevine Norveç’in Çin Büyükelçisi Geir O. Pedersen’i atadığını duyurmuştu.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal