“Demokrasi, Müslümanlara dayatılan büyülü bir din!”

“Demokrasi, Müslümanlara dayatılan büyülü bir din!”

Bu dinin bünyesine girildikten sonra onun kuralları bir bütün olarak kabullenilir. Demokrasinin kendisi artık bir put. Müslümanlar onu ululamakla meşguldürler. Bu yeni din hayatlarını bütünüyle kuşatmış…

Ali Haydar Haksal, bugünkü yazısında “Demokrasi”ye iman etmenin müslümanlar açısından getirdikleri ve götürdükleri üzerinde duruyor. Milli Gazete‘deki “Ulusalcı Jakoben Demokrasinin Putları” başlıklı yazısına, “Müslüman’ız, buna hamd ederiz. Müslüman olma bilinci apayrı bir durum. Buna sahip olanlar, hakkıyla yaşayanlar huzurludurlar. Olmaları da gerekir. Ancak, kavramlar bugün için tam anlamıyla yerli yerine oturmuyor desek yeridir. Öylesine Müslüman’ız.” diyerek başlıyor Haksal.

“Denilecek ki bugünün koşullarında bu hâlimize bile şükredilmelidir. Elbette doğrudur. Kaymalar olumsuzluğa doğru gidiyorsa bunun üzerinde bin düşünmek gerektiği”nin altını çiziyor ve şöyle devam ediyor Haksal:

Zihni karmaşanın getirdikleri insanı ister istemez kaygılandırıyor. Duruş sağlam ve sağlıklı olmayınca, istikamet veya gidilecek yön zikzaklı ise burada sorunlar var demektir. Gerektiğinde camiye koşarız, umre ibadetimizi yaparız, hacca gideriz. Kadınlarımız bir güzel örtünürler. Erkeklerimiz sakallarını kesseler de ya da görkemli ve gösterişli giysileriyle, lüks araçlarıyla, en pahalı nesneleriyle gözlerden ırak olmasalar da, sofraların en zenginine kurulsalar da, ellerini sünnet gereği yıkar ardından bir alışveriş merkezine koşar üzerinde taşıdığı ve ondan asla vazgeçemediği kredi kartıyla, borçlanırlar. Hem geleceklerini ipotek ederler hem de gönül rızasıyla faiz ödemeye kendilerini adarlar.

Yazının konusu bu muydu, neden buraya doğru saptı konu? Asıl sorun da burada. Hayat öylesine bağımlı ve öylesine tutkulu olunuyor ki karşılarına çıkan sorunlar karşısında çaresiz kalınıyor. Onun getirdikleri de artık vazgeçilmezleri oluyor.

Demokrasi Müslümanlara dayatılan büyülü bir din. Özgürlük, adalet ve insan hakları gibi temel özellikler büründürür. Bütün kuşatma ve savaşların nedenidir. Kutsal din olgusu olarak yer ediniyor. Bir inanış tarzıdır ve ondan asla vazgeçilmemelidir.

Bu dinin bünyesine girildikten sonra onun kuralları bir bütün olarak kabullenilir.

Müslümanların vazgeçemeyecekleri bağlayıcılıkları var. Zaten Müslümanlar için jakoben ve dayatmacı bir duruma bürünüyor.

Irk eksenli bir oluş var. Ulusal duygusu neredeyse iyice kökleşmiş bulunuyor. Sahih Müslümanların bile ırklarını önceledikleri ve ondan asla vazgeçemedikleri putları bulunuyor. Kişilerin ırklarını öncelemesi ve ululaması dini bir ritüele bürünmesine neden. Andımız metni bunun somut bir örneği.

Müslümanlar inanış bakımından saf duygulara sahiptirler. İman etmek temel şartlarda sahih olana bağlanmak yükümlülük. Bağlandığı yeni dinin kurallarına bağlanmada da benzer durum. Bu dinin kitabı olmasa da dayatılmış kuralları bulunuyor.

Jakobenlik olmasa, insanlar bu yeni dini hayattan ve kurallardan vazgeçebilirler. Çünkü ruhları ile örtüşmeyen durumlarla yüzleştiğinde vazgeçme şansları bile olmuyor. Müslümanlar artık demokrasiden asla vazgeçmezler. Yaşananlar, edinilen imkânlar onları fazlasıyla etki altına almış durumda.

Müslümanların bu durumda bir arayışından söz edilemez. Demokrasi ve onun kurallarına bağlanma imanî özellikler taşıyor. Onun içinde yaşamaya bakıyor. Çözümsüzlüğü de bunun içinde.

Bir toplantıda kapitalizmden ve onun ağır koşullarından kurtulmanın gerekleri üzerinde durduk. Özellikle de kendi kavramlarını hayatına uyarlamamız gerektiğini belirttik. Kapitalizmden nasıl kurtulabiliriz tarzlı bir soru soruldu. Kredi kartı kullanmayanınız var mı, kimseden ses çıkmadı. Gönüllü olarak hem faiz ödüyor kurumları besliyorsunuz, hem borçlanıyorsunuz ve geleceğinizi de ipotek ediyorsunuz. Bu bir başlangıç olabilir. Paranız var ise alışveriş yapar ihtiyacınızı giderirsiniz, yoksa sabredersiniz.

İslâm milleti bilinci oluşmadıkça arayışlarımız boşuna. Irk eksenli ve ulusalcı ruhun karanlığında ve karmaşasında bocalanılır.

Demokrasinin kendisi artık bir put. Müslümanlar onu ululamakla meşguldürler. Bu yeni din hayatlarını bütünüyle kuşatmış. Değer veya değerbilmezlik onun kurallarına göredir. Onun kuralları dışına çıkmak demokrasi dininin terki anlamına gelir.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal