Bir Müslüman İslam’dan başka yollara tevessül edebilir mi?

Bir Müslüman İslam’dan başka yollara tevessül edebilir mi?

“Biz de Müslüman’ız” dedikleri halde kendilerinin icad ettikleri birtakım yolları Allah’ın yolunun yerine ve önüne geçirmeleri, dinlerine karşı yabancılaşmış olmalarındandır.

Müslümanların dinlerine karşı yabancılaşmaları

Mustafa Çelik

Müslümanların hayatlarında İslâm’ın emrettiklerinin metruk kalması, dinde olmayan şeylerin de Müslümanların hayatlarında var olması, Müslümanların dinlerine karşı yabancılaşmış olmalarındandır. Dine karşı yabancılaşmak, dine karşı savaşanlardan olmaktır.

Asrımızda Müslümanların dinlerine karşı yabancılaşmaları; kendilerinin ve başkalarının icad ettikleri putlara tapmalarındandır. Aklını vahyin yerine ve önüne geçiren bir Müslüman dinine karşı yabancılaşmaya ve hatta dininin düşmanlarından olmaya mahkûmdur. Müslümanlar dinlerine karşı yabancılaştıkları günden bu yana bu topraklarda din dinsizliğe karşı değil, dine karşı savaşmıştır.

Biz Müslümanlar dinimizi öğrenmek, öğretmek, tebliğ edip temsil etmek, yaşamak ve yaşatmakla mükellefiz. Bu mükellefiyetimizin ihya edilmesini inkıta uğratanlar, önüne engeller çıkartanlar, bizi dinimize karşı yabancılaştırmaya çalışanlardır. Müslümanların dinlerine karşı yabancılaşmaları, mankurtlaştırılmış olmalarındandır.

Günümüzde bazı Müslümanların kendilerini dinlerinde olmayan birtakım yalancı ve yabancı kavramlarla tarif etmeye kalkışmaları, mankurtlaştırılmış olmalarının bir neticesidir. Mesela Müslümanlar tarafından gündeme getirilen Demokrasinin Müslümanı kendine ve dinine karşı yabancılaştırdığı tartışmadan vareste bir hakikattir.

Demokrasi; Allah’a “Biz senden daha iyi kanun yaparız” demenin Yunancasıdır. Laiklik ise; Allah’a “Sen bizim işimize karışma” demenin Fransızcasıdır. Müslüman bir insanın kendini bu kavramlarla tarif etmeye kalkışması, kendi Müslümanlığını inkâr etmesidir. Müslüman bir insan, Allah’ın hükmünün ve hâkimiyetinin fevkinde ve üstünde bir hüküm ve hâkimiyet türü ve çeşidi tanıması mümkün değildir. Müslümanın inanç lügatinde din devlet ayrımı yoktur. Müslüman camide namaz kılarken de, devlet dairelerinde idare ederken de Allah’ın kuludur ve her iki halde de Allah’ın indirdiği hükümlerle mukayyeddir.

Din işleri ayrı, devlet işleri ayrı demek, Allah’a verilen ahdi bozmak demektir. Allah’a verdikleri ahdi bozanlar, behemehâl Yahudileşirler, Hıristiyanlaşırlar ve Müşrikleşirler. Rabbimiz hangi topluma vahiy göndermişse, elçi göndermişse gönderdiği o vahiy ve elçiyle o toplumdan ahit almış demektir. Vahiy ve elçi gönderimi o toplumdan ahit alma anlamına gelmektedir. Peki hangi konuda ahit alıyordu Rabbimiz onlardan? Kendisinin vahiy gönderdiğine, gönderdiği vahiyle, hayat programıyla kullarını sorumlu tuttuğuna, yâni kullarının hayatına karıştığına dair onlardan ahit alıyor. Kendisinin kullarının hayatına egemen tek söz sahibi olduğu, tek Rab, Melik ve İlâh olduğu ve kullarının gönderdiği vahiyle hayatlarını düzenlemek zorunda oldukları konusunda, vahyine karşı asla duyarsız kalmamaları konusunda, vahyin gereğini yerine getirmeleri konusunda ahit alıyor. Kendisinden başka hayatlarına karışıcı Rab, Melik ve İlâh tanımamaları konusunda ahit alıyor. Kendilerinden istediği kulluğu örneklemek üzere gönderdiği elçisini her konuda örnek bilmeleri, onun gibi kul olmaları konusunda ahit alıyor.

“Allah, rızasını gözetenleri onunla, selâmet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.” (Maide Sûresi/16)

Allah o size gönderdiği nûr olan, ışık olan, yol gösterici olan o kitabı ve mahza sizin için rahmet olan o elçisiyle rızasını gözetenleri, rızasını arayanları, rızasına teslim olanları, yâni o kitabına ve elçisinin sünnetine teslim olanları, kitap ve peygamber örnekliğinde bir hayat yaşamaya yönelen kullarını selâmet yollarına ulaştırır. Emniyet yollarının güvenliğine ulaştırır. Tek yol değildir bu yol. Sübülü’s Selâmdır o. Öyleyse kimse Allah’ın yollarını teke indirgemesin. Yani hiç kimse kendi yolunu tek yol kabul edip öteki yolları reddetmeye kalkışmasın. Yol Allah’ın yoludur, din Allah’ın dinidir, benimki hiçbir zaman temel değildir. Benimki ona ne kadar uygunsa o kadar uygundur. Benim dışımda da, benim yolumun dışında da sonu Allah yoluna çıkan tâli yollar vardır. Rabbimiz rahmetiyle, vahyiyle, peygamber örnekliliğiyle kullarını küfür, şirk ve cehalet karanlıklarından iman aydınlığına, hidâyet aydınlığına çıkarır. Değilse eğer Rabbimiz bizi vahiysiz bırakmış olsaydı, yolsuz yordamsız bırakmış olsaydı biz bu karanlıklardan nasıl kurtulabilirdik? İslâm gelmeseydi, insanlık ebediyen karanlıkta kalırdı. İnsanlığın aydınlığı İslâm’ladır, karanlığı İslâm’sızdır. Allah’ın gönderdiği yegâne hak din İslâm’ın dışına çıkan ferd, aile, cemiyet ve devlet terörist olur daha idare edilemez.

“Biz de Müslüman’ız” dedikleri halde kendilerinin icad ettikleri birtakım yolları Allah’ın yolunun yerine ve önüne geçirmeleri, dinlerine karşı yabancılaşmış olmalarındandır.

Müslümanlar dünyada kölelerin sayılarını çoğaltmak için değil, aksine köleliği, kula kulluğu ortadan kaldırmak için vardırlar. Müslüman olarak dörtte üçünü kirlettiğin, köleleştirdiğin, yakıp yıktığın bir dünyaya hükmetmen, kölelerin sayılarını çoğaltmaktan başka bir anlam ifade etmez.

Yeni Akit

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • Sabir
    12 Eylül 2018, 13:31

    Ey elcilleştirilmiş nesil, şu boynuzdaki tasmaları çıkartma zamani geldi. Arı binlerce ton şekerden bal uretirse, genede o bal şeker olarah qalacah, soqah köpegini her gun beş mahal taze etle besle o genede sokah köpegi olarah qalacah. Nasılki tabiat, kainat duzenini şekillendirmiş yuce mevlam, öylede insaniy deyerlerin mevcudiyetini surdurebilmesi için, Qur’ani Kerimin egemen olduĝu bir bölge ve ona tabi cemiyetler olması şart ve zaruriydir

    Yanıtla