Unutmayın! Bayram tatil, kurban da kavurma değildir!

Unutmayın! Bayram tatil, kurban da kavurma değildir!

Günümüzde haccı turistik gezi, kurbanı ise mangal keyfi gibi sunan aşağılık ve habis ruhlar içimizde gittikçe çoğalıyor. Diğer taraftan Kurban Bayramı’nı fırsat bilip kışlık kavurma ve et ihtiyacını hazırlama gayretinde olan şuursuz insanlarımız da az değildir.

“Kurban, bir imtihandır ve Allah’ı unutmamak için bir vesiledir. Kur’an’da ,“Her ümmete kurban kesme görevi yükledik ki kendilerine rızık olarak verdiğimiz en’âm (koyun, keçi, sığır ve deve) cinsinden hayvanların üstüne Allah’ın adını ansınlar. İlahınız tek ilahtır, siz yalnız ona teslim olun. Sen alçak gönüllülere müjde ver.”(Hac, 22/34) denilmektedir. Bu ayet ile kurban kesmemiz gerektiği bize büyük bir sorumluluk olarak verilmiştir.” diyor Ali Bal, Milat gazetesinde önceki gün yayınlanan Kurban ettiklerimiz başlığını taşıyan yazısında. Ve şöyle devam ediyor:

Kurban ve hac birlikte düşünülmelidir. İmkânı olan her mü’minin hac ibadetini yapması Kur’an’ın açık emridir. Yeryüzünde ilk mabedi, Âdem (aleyhisselam) bina etmiş ve ilk haccı o yapmış olmalıdır. Çünkü İbrahim (aleyhisselam), Nuh tufanından sonra Kabe’yi eski temellerinin üstüne kurmuştur. “Bir gün İbrahim, İsmail’le beraber Kâbe’nin temellerini yükseltiyordu. Dedi ki: “Rabbimiz, bunu bizden kabul et; işiten de sensin, bilen de.”(Bakara 2/127)

İslam âleminin tek bir merkezde toplanması, birliğini ilan etmesi bakımından hac çok mühim bir ibadettir. Kurban ise böylesi küllî bir ibadetin ardından Allah’a yakınlaşmanın işareti olarak yerine getirmemiz gereken bir yükümlülüktür.

Hac, kurban ve kurban bayramı, tüm İslam milletlerinde aynı şuur ve sevinçle yaşanılan Allah’ın lütfettiği güzelliklerdir. Bunun kıymetini bildikçe, Allah’a yakınlığımız artacaktır. Kurban, asla basit bir gelenek değildir. Ritüel asla değildir!

Günümüzde hac ve kurban ibadetiyle ilgili olarak son derece alaycı ve basit yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımların temelinde inançsızlık olduğu gibi siyasî bağnazlık da vardır. Özellikle İngiliz ajanları, Orta Doğu üzerine kurdukları oyunlarının neticesi olarak Araplara Türk düşmanlığı; Türklere de Arap düşmanlığını empoze etmişlerdir. Bu zehir maalesef tutmuştur da. Günümüzde bile bu anlayışla hareket edip hacca gitmeyenler var. “Araplara para kazandırmam!” gibi son derece sakat bir anlayış, hac ibadetini adeta turistik bir gezi gibi sunmaktadır. Oysa hac, İslam âlemini var eden, tevhidî itikadımızı ortaya koyan en büyük ibadettir. Hac ve kurban ümmetin ibadetidir.

Kurbanda kurban ettiklerimiz!

Günümüzde haccı turistik gezi, kurbanı ise mangal keyfi gibi sunan aşağılık ve habis ruhlar içimizde gittikçe çoğalıyor. Diğer taraftan Kurban Bayramı’nı fırsat bilip kışlık kavurma ve et ihtiyacını hazırlama gayretinde olan şuursuz insanlarımız da az değildir.

Kurban Bayramı’nı tatile çeviren gafiller de çoğalmaktadır. Turizm şirketlerinin kapitalist bir anlayışla hac ayını ve Kurban Bayramı’nı ticarî gayelerle istila etmesi bizlerin en büyük ayıbıdır. Şunu da açıkça söylemek lazım: Diyanet bile bu işten kâr etme derdinde ise biz, bittik demektir! Heyhat, ne yazık bir durumdur! Hac farizasını yerine getirmek isteyenler ne yazık ki maddî durumlarına göre otel seçmekteler. Oysa samimiyet ve sadelik tek tercih olmalıdır. Burada bile gösteriş varsa, sınıf ayrımı varsa ne kadar kurban kesersek keselim bizi Allah’a yaklaştırmayacaktır.

Her ne olursa olsun gücü olan her mü’min hac ibadetini yerine getirmeli ve kurbanını kesmelidir. Mahşerin provası olan hac ve İsmail’in teslimiyetinin simgesi olan kurbanın uyanışımıza vesile olmasını diliyorum. Önce nefsimizi kurban edelim. Sonra da bayramda yetimi, yoksulu, kimsesizi, yaşlıyı, yalnız yaşayanı, büyük küçük kim varsa herkesi sevindirmek, herkesin sevincine ortak olmak insani ve İslamî bir vazifedir. Unutmayalım, bayram tatil, kurban da kavurma değildir. Haccı ve kurbanı, kurban etmeyelim!

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal