Ali Nesin: ‘Atatürk’e hakaret suç olmamalı’

Ali Nesin: ‘Atatürk’e hakaret suç olmamalı’

Atatürk’e hakaret iddiasıyla Safiye İnci’nin tutuklanmasına tepki gösteren Prof.Dr. Ali Nesin, “Bir insan bundan dolayı tutuklanmaz. Tamam, suç. Ama bu, tutuklanması için bir neden olamaz ki” dedi.

Ali Nesin, Habertürk TV’de katıldığı programda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Geçen hafta Anıtkabir’de Atatürk’e hakaret eden Safiye İnci’nin tutuklanmasına tepki gösteren Nesin, “Bir insan bundan dolayı tutuklanmaz. Tamam, suç. Ama bu, tutuklanması için bir neden olamaz ki” dedi.

Nesin, seçim sonuçları ile ilgili tahmininde yanıldığının hatırlatılması üzerine, “Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm, Facebook’ta yalan söyledim” diye konuştu.

Nesin, CHP’nin yeni düşüncelere açılması gerektiğini söyleyerek, “Çok şey yaptılar, bu halka çok eziyet çektirdiler. CHP değil; o zihniyet ve bakış açısı. Cumhuriyet boyunca işadamlarından başka kimse Cumhuriyet’ten faydalanmadı ki” dedi

Matematik Köyü Kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin Habertürk TV’deki Açık ve Net programında Kübra Par’ın sorularını yanıtladı. 

Prof Dr. Ali Nesin, ‘Türkiye’de eğitim sistemi nasıl olmalı?’ sorusuna üzerine “Ben üniversite sınavı yapacak olsam, benim bölümüme girecek öğrencilere, çok zor, imkânsız bir soru sorarım ve 6 saat sürer veririm. 6 saat sonunda kim kalmışsa onları alırım.

Matematik köyündeki derslerde de bu yöntemi uyguladığını anlatan Nesin, “Matematik köyünde çocuklar bazen iki saat düşünüyorlar. Önce, on, on beş dakika boyunca herkesin problemi anladığından emin oluyorum. Sonraki on, on beş dakikada cevap vermelerini engellemeye çalışıyorum. Sonra, “Şimdi sıra sizde” diyorum. Bir, bir buçuk saat boyunca kenara çekiliyorum. Öğrenciler, beni yan gözle görebilirler. Psikiyatristlerde olduğu gibi; hasta yatar, psikiyatrist kenardadır. İki saat boyunca düşünüyorlar. Çoğu cevabı buluyor; bir kısmı da bulamıyor. Önemli değil. Sonra ben anlatıyorum. Sorular da kolay değil; değme bir hocaya versen yapamayabilir, yapamıyorlar da zaten çoğu zaman. Ben yaptığım zaman “Tabi tabi” diyorlar çünkü benim gibi yapamıyorlar ama ona benzer şeyler yapmışlar ya da hissetmişler. “Çok güzeldi” diyorlar. “Ne hoşunuza gitti?” diyorum, “Ders” diyorlar. “Ben ders vermedim ki, siz düşündünüz” diyorum. Düşünmek, emek vermek, uzun süre soruyla boğuşmak o kadar hoşlarına gidiyor ki, hiç yapmadıkları bir şey” dedi.

“BÜTÜN BİR ÜLKEYE TEK BİR KİTAP YAZILMAZ”

Nesin, Ben bir matematik kitabı yazıyordum. Ama herkese yazmaya çalışıyordum; yazamadım. Kitabı yazıyorum sonra köyden telefon geliyor, “Hocam fen lisesinden öğrenciler geldi” diyorlar. Ders vermeye gidiyorum. “Bunlar benim yazdığım kitabı okuyup anlayamazlar” diyorum. Kitabı basitleştirmeye çalışıyorum. Sonra bir telefon daha geliyor, “Hocam bir fen lisesi daha geldi” diyorlar. “Bunlar da canavar gibi, bunlara da kolay gelir” diyorum. Olmaz, bütün bir ülkeye tek bir kitap yazılmaz. Üç kitabım çıktı, dördüncüsünün üzerinde çalışıyorum. Bütün ülkeye yazmaktan vazgeçtim” şeklinde konuştu.

Kübra Par’ın, “MEB o kitapları belli başlı fen liselerinde mi öğretecek?” sorusu üzerine, “Sunmadım bile. Nabi Avcı benden rica etmişti. O bakanlıktan ayrıldıktan sonra sunmadım. Kabul edilmezdi; kabul edilseydi yine de kötülük yapmış olacaktım. Herkese kitap yazılmaz” diye ekledi.

“TÜBİTAK’IN MATEMATİK KÖYÜ’NÜ DESTEKLEMEMESİNE ÇOK ÜZÜLDÜM, SOYADIMIN NESİN OLMASI DIŞINDA NE YAPTIM BEN ONLARA?”

Matematik Köyü Kurucusu Nesin, “Yüz kişilik, küçük bir köy istiyordum. Lisans ve lisansüstü öğrencilere odaklanmak istiyordum. O zamanlar hesaplamıştık, bize 30 – 40 bin lira yetiyordu. 30 – 40 bin lira para değil ki; vermediler. Bunu bizden esirgediler. Çok üzüldüm. Kendim için değil; ülke için üzüldüm. TÜBİTAK gibi bilimi, eğitimi desteklemesi gereken bir kurum, buna destek vermezse neye destek verir? Kusura bakmasınlar ama belli bir konuma ve yaşa gelmiş, kitaplar yazmış, saçı sakalı ağarmış birisiyim. Güle oynaya birisi geliyor, “Ben eğiteceğim, yapacağım” diyor ve sen “Hayır” diyorsun. Korkunç bir şey, hainlik bu. Ben onlara ne yaptım ki? Soyadım Nesin, bundan başka bir şey yapmadım ben onlara” şeklinde konuştu.

“DEVLETE KIZGINIM, BEN BU ÜLKENİN DÜŞMANI DEĞİLİM, BURAYA HİZMET ETMEK İÇİN DÖNDÜM”

Nesin, Kübra Par’ın “Devlete kırgın mısınız?” sorusu üzerine, “Kırgın değilim kızgınım. Buna hakları yok. Ben bu ülkenin düşmanı değilim. Farklı düşünebilirim, farklı inançlara sahip olabilirim ve yaşam biçimim farklı olabilir; ama ben kimsenin düşmanı değilim. Ben bu ülkeye bir şey yapmak için geldim. Ne arabam ne evim var. Hiçbir şeyim yok. Bir tek kitaplarım var, onları da köye bağışladım. Hiçbir şeyim kalmadı, çocuklarım var o kadar. Daha kötüsünü söyleyeyim; Nesin Vakfı’nın önünde vızır vızır işleyen bir yol ve viraj var. “Dikkat! Çocuk” tabelası koydurmam 15 yılımı aldı. 15 yıl boyunca reddettiler. Ve 15 yılın sonunda birinin torpiliyle aldık” şeklinde yanıt verdi.

“BABAMLA SİYASİ KONULARDA ANLAŞAMAZDIK BAZEN YILLARCA TARTIŞIRDIK”

“Farklı bir şey söylüyorum. Eleştirilmem önemli değil. Çok düşmanca saldırıyorlar. Tamam, aynı düşünmüyoruz da niye bana düşmansın? Ben babamla da aynı düşünmezdim. Yıllar boyunca babamla tartışmışızdır” diyen Nesin, Kübra Par’ın “Aziz Nesin’le Ali Nesin hangi konularda ayrışırlardı?” sorusu üzerine “Siyasi konularda anlaşamazdık. O, 27 Mayıs’a sadece son yıllarında karşı çıktı. Ama daha önce 27 Mayıs’ı hep korurdu. Ben 27 Mayıs’a karşıydım. Başlangıçta ben de herkes gibi düşünürdüm. Bir zaman sonra ben de 27 Mayıs’ın doğru bir şey olmadığını anladım. Ama o, 27 Mayıs’a uzun süre karşı çıktı. Özal zamanında 141,142 ve 163. Maddeler kalkacaktı. Babam 163’ün kalmasını istemiyordu. Ben, onun da kalkması gerektiğini düşünüyordum. Aramızda çok kaliteli ve yıllar süren tartışmalar geçerdi. Bazen babamı köşeye sıkıştırırdım. Ses çıkarmazdı, uzaklaşırdı. “Allah Allah” derdim. Üç gün sonra, yanıma koşarak gelirdi, tartışmaya kaldığı yerden devam ederdi. Çok hoştu onunla tartışmak” yorumunda bulundu.

“ATATÜRK’E HAKARET SUÇ OLMAMALI, ANITKABİR’DEKİ KIZIN TUTUKLANMASI YANLIŞ”

Geçen hafta Anıtkabir’de Atatürk’e hakaret eden Safiye İnci’nin tutuklanmasına tepki gösteren Nesin; “Bir insan bundan dolayı tutuklanmaz. Tamam, suç. Ama bu, tutuklanması için bir neden olamaz ki. Tutuklandı değil mi? Olacak iş mi yani? Bence, hiçbir hakaret suç olmamalı. İftira suç olabilir. Bir hakaret sana zarar vermez ki. Hakaretin suç olmaması gerekir. Ama bu toplum böyle. Yoksa insanlar kendi hesaplarını kendileri görürler, adaleti kendi ellerine alırlar. Tamam, hakaret suç. Ama birine hakaret ettin diye bir insan tutuklanmaz ki. Olmaz ki bu. Ben hukuk adamı değilim. Ama bu kadarını da biliyorum sanki” diye konuştu.

“CHP ZİHNİYETİ BU HALKA ÇOK EZİYET ÇEKTİRDİ, BİR DÜŞÜNCE 80 YIL BOYUNCA KAYBEDİYORSA BEN NEREDE YANLIŞ YAPTIM DİYE DÜŞÜNMESİ GEREKİR”

Prof. Dr. Ali Nesin, CHP’ye yönelik eleştirilerini de yineledi. “Çok şey yaptılar, bu halka çok eziyet çektirdiler. CHP değil; o zihniyet ve bakış açısı. Cumhuriyet boyunca işadamlarından başka kimse Cumhuriyet’ten faydalanmadı ki. Solcular mı, ülkücüler mi, Aleviler mi, Müslümanlar mı, Kürtler mi faydalandı? Hangi zümre buradan bir şey kazandı? Siyasetçi değilim ki ben. Eğer bir parti, bir düşünce seksen yıl boyunca kaybediyorsa, “Ben nerede yanlış yapıyorum?” diye düşünmesi lazım. Ben, nerede yanlış yaptıklarını düşünüyorum. Onlar kendileri düşünsün “Biz nerede yanlış yaptık?” diye. Bir yerde yanlış yaptıkları bariz değil mi? Hep emperyalistler mi yanlış yapıyor? Her şey emperyalistler ya da yobazlar yüzünden mi? Suç hep başkasının mı? Biz hiçbir şeyi yanlış yapmadık mı? Benim yanlışımdan bir şey kazanmazsınız; ama benim doğrumdan çok şey kazanırsınız. “Ali Nesin nerede yanlış yapıyor?” diye düşünmesinler; “Ali Nesin nerede doğru söylüyor?” diye düşünsünler” dedi.

“RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN KAZANACAĞINI GÖRDÜM; AMA FACEBOOK’TA YALAN SÖYLEDİM”

Nesin, “Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm, Facebook’ta yalan söyledim. Daha önceki seçimlerde de gördüm. Yalan söylemedim aslında; inanamadım. Hesap kitap yaptım. Yüzde 49, yüzde 50 çıkıyordu. Yüzde 52’yi bulamadım. Gördüm ve hatta İnce’yi Facebook sayfamdan uyardım. “Birisi söylesin, yanlış siyaset güdüp, yanlış propaganda yapıyor” dedim.

“MUHARREM İNCE’NİN ERDOĞAN’A ‘DİPLOMASI YOK’ DEMESİ ÇOK YANLIŞTI, BU ÜLKEDE DİPLOMASI OLMAYAN MİLYONLAR VAR”

“Apoletlerini sökerim” ve “Diploması yok” söylemleri çok yanlıştı. Türkiye’de diploması olmayan milyonlar var. AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 50’ye yakın belli bir oyu var. Ondan oy çalmaya çalışmadıkça bir yere gelemezsin ki. Ortak aday çıkarmadınız; ama AKP’den oy çalmak lazım değil mi?” diye ekledi.

(Habertürk)

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • ERSİN ERTUĞRUL SATAN
    8 Ağustos 2018, 16:23

    Babasıyla kimi konularda farklı düşünceleri olabilir, lakin görünen o ki zıttına bir kafa yapısı yok. Diğer taraftan babasını andırırcasına sözünü budaktan esirgemiyor. Yine babası gibi karşısında kendisi gibi içi dışı bir muarız istediğini dile getiriyor oluşu dikkat çekiyor.

    Yıllar önce Baba Nesin, düşüncenin önündeki tüm yasaklara karşıyım ben diyor ardından da "Şeytan Ayetleri" kitabını yayımlayacağını söylüyordu. "Şeriatçıların" da dilediği eserleri yayımlayabilmelerinin taraftarı olduğunu söyleyerek, kendisi gibi "Müslümanım" diyenlerin de korkusuz, net olması gerektiğini dile getiriyordu… Şimdi Ali Nesin’i de dinlerken, örneğin "Chp, Atatürk vb" konularda tanıdık "aydın" tavrını takınmadığını görünce babasını hatırlıyor insan…

    Mesela ilginçtir Müslümanların, ateist-dinsiz-Atatürkçü diye nitelediği bu kimseler, kendi çizgilerini eleştirebiliyorlar. Bunu yapabiliyorlar. Hem de Müslümanım diyenlerin eleştirilerinden daha etkili bir biçimde. Muarızlarını tanıma, tanımlamaları tam olarak değilse de hakikate yakın…

    Demem o ki "Müslümanlık" iddiası güdenlerde de bu netlik, öz eleştirellik, kendisi dosdoğru olduğu gibi muarızına sen de doğru olmalısın diyebilecek özgüven oluşur mu? O günler gelir mi diye insan sormadan edemiyor…

    Bir diğer konuya değinmeden edemeyeceğim, öğretim konusundaki "ilginç" denilebilecek teknikleri. Ders kitapları, matematik konusundaki öğretim teknikleri mesela.

    Ayrıca Müslüman olmadığını açıkça ilan edebilecek kadar net olan bir kimsenin "Müslümanım" diyenlerden "bana neden adil" olmuyorsunuz demesi de üzerinde düşünülmesi gereken çok mühim bir nokta olduğu kanaatindeyim…

    Muarızımızla aynı düşünmek zorunda değiliz ama onu dinlemek, onun doğrularından da istifade edebilecek bir özgüvene, medeniliğe ihtiyacımız had safhadadır…

    Yanıtla