Bir mazlum daha toprağa düştü, peki ya çözüm?

Bir mazlum daha toprağa düştü, peki ya çözüm?

Ankara Polatlı’da kaybolduktan sonra vahşice katledilmiş bir şekilde bir elektrik direğinin dibinde gömülü bulunan Eylül’ün ardından, sorunun oluş aşamasına değil sonuç kısmına odaklı çözüm arayışları hız kazandı!

Küçük bir kız çocuğunun daha elim bir olaya kurban edilmesinin ardından, bu tür  fiilleri işleyen insanlara verilecek cezalar konusunda tartışmalar yeniden gündeme geldi. Bu sefer de kimyasal hadım konusu önde giden tartışma konusu.

Polatlı’da hayatını kaybeden Eylül ile ilgili açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, çocuk istismarı ile ilgili yaşanan gelişmeler sonrası, kimyasal hadım düzenlemesini hatırlatmış, “Cinsel kastrasyon dediğimiz tedbiri de bütün yönleriyle yeni dönemde devreye sokacağız” açıklamasında bulunmuştu. Bir diğer açıklama ise Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den gelmiş, Gül, çocuk istismarının önüne geçmek için alınacak tedbirler arasında kimyasal hadımın da olabileceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da şu açıklamalarda bulunmuştu: İstismar sözü ile ifade ediliyorsa da çocuklara yönelik bu alçaklık istismar değil, alenen izmihlaldir, toplumumuzu çöküşe götürecek dinamittir, alçaklıktır. Göz yumamayız…

Peki “kimyasal hadım”, toplumda büyüyüp durmakta olan bu soruna bir çare olabilir mi?

Habertürk tv’ye konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şevki Sözen konunun çeşitli yönlerini şöyle anlattı:

Kastrasyon yani kimyasal hadım nedir? Tıp, kimyasal hadım için ne diyor?

Prof. Dr. Şevki Sözen, “Bir yönetmelikle böyle bir karar çıkmıştı ama daha sonra böyle bir kararın sadece kanun nezdinde olması gerektiği düşünüldüğünden yürürlüğe girememişti. Şimdi tekrar gündemde. Hem Cumhurbaşkanımızın hem Adalet Bakanımızın açıklamalarından dolayı, bu konunun çok ciddi ele alınmasından dolayı son derece mutluyum. Ama bir yandan da bazı kaygılarımız oluştu. Mutluluğumuz şöyle; bir klinik adli tıpçı olarak her zaman bu tip suçları işleyen kişilerin en ağır cezayı almaları gerektiği konusunda isteklerimizi dile getiriyoruz. İstismar edilen çocukları duyduğumuzda sayısı düşükmüş gibi geliyor ama basına yansıyanların altında bir buz dağı var. Gerçek sayılar çok daha fazla. Ama mutluluğumuzun yanı sıra kaygımız da ortaya çıktı.

Kimyasal kastrasyonun nasıl uygulanacağı, uygulanmasının etik mi, yasal mı olduğu gibi tartışmalar gündeme gelecek. Bunları oturtmadan yapılacak girişimlerin de daha sonra bize olumsuz döneceği kaygılarını yaşamaya başladık.

Peki, kimyasal hadım (kimyasal kastrasyon) nedir?

Kimyasal kastrasyon, bir kişinin cinsel dürtülerini azaltıcı birtakım ilaçların kendisine verilmesidir. Cinsel istismarcıların ağırlıklı erkek olduğunu düşünecek olursak, testosteron dediğimiz hormonu azaltıcı birtakım ilaçların kişilere verilmesi ve bu ilaçların kişilerin ömür boyu almasını sağlayarak cinsel fonksiyonlarını azaltıcı bir etki oluşturması bekleniyor.

Hangi ülkelerde kimyasal hadım uygulanıyor?

Amerika’da pek çok eyalet, Çek Cumhuriyeti, Almanya’da kimyasal kastrasyon yapılıyor. Birçok ülkede bunu görüyoruz.

Ama burada kafamıza takılan soru işaretleri var. Birincisi bu bir tıbbi yöntem. Bir tıbbi yöntemin uygulanması, kişinin vücut dokunulmazlığının bir şekilde bozulmasıdır. Bunu nasıl yapacağız? Bunu cezalandırma yöntemi olarak mı kullanacağız yoksa kişiye bir seçenek mi sunacağız? Kişi kendi rızasıyla mı tercih edecek? kendi rızasıyla tercih ettiği takdirde biz onun cezasında indirime mi gideceğiz dışarıda ceza almaksızın… Bunlar kafa karıştırıyor.

O nedenle kimyasal kastrasyon kişinin tamamen cinsel fonksiyonlarını yok eden bir durum değil sadece cinsel isteği azaltıcı maddelerin verilmesidir. Dolayısıyla bir kişinin cinsel aktivasyonlarını sağlayan sadece cinsel isteğinin azalması değildir. Başka faktörlerin de tedavi edilmesi lazım. Psikoterapi, davranış bozukluklarının düzeltilmesi gibi… Çünkü pek çok pedofilin kendi çocukluk dönemlerinde cinsel istismara uğradığını biliyoruz.

Kimyasal kastrasyonu kabul edersek kimlere uygulanacak?

Bir pedofilin gerçekten pedofil olup olmadığının tanısını nasıl koyacağız? Kim koyacak ve koyduktan sonra vereceğimiz cezanın gerçekten bu eylemleri yapan kişilere caydırıcılığı olacak mı? Bunlar önemli…

Kimyasal kastrasyonun çok da bir caydırıcılığı olacağını düşünmüyorum. Çünkü saldırı sebebini tek bir faktöre bağlayamazsınız. ‘Cinsel isteklerim çok fazlaydı, kontrol edemedim dolayısıyla böyle bir eylemde bulundum’ böyle bir davranışın tek bir açıklaması olamaz. Siz sadece kastrasyonla onun cinsel isteklerini azaltmış olacaksınız, ama cinsel davranışında değişiklik yapamazsınız.

Birinci sıkıntı, yapılan çalışmalarda ilaç kesildiği anda testosteron seviyesinde ciddi bir artış olduğu gözlemlenmiş.

Diğer sıkıntı, bu kişiler dış dünyaya salındığında evet bu ilaçları alıyor ama üstüne testosteron da alıyor bizim iznimiz olmadan. Baskılayıcı ilaçları alıyor ama üstüne testosteron hormonu alma riskleri de var. Bu tip ilaçların kişiye verilmesinin başka tıbbi yan etkileri de var. Kişi bu yan etkileri kabul ederek alıyor olmalı. Bu, tedavi yöntemi olarak mı ceza yöntemi olarak mı veriliyor etik ve hukuka uygun mu bunların tartışılması gerekiyor.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal