Mülteciler Avrupa’nın açığını kapatır mı?

Mülteciler Avrupa’nın açığını kapatır mı?

Avrupa sermayesinin, yaşlanan nüfustan kaynaklanan ‘istihdam sorunlarını’ çözmeyi kolaylaştırdığı farkedilen mültecilerin işgücüne entegrasyonu konusunda Almanya ve İsveç en fazla ‘mesafe kat eden’ ülkeler.

Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde özellikle Suriyeli mültecilerin istihdamının ekonomiye katkısı gözle görülür hale geliyor. Sadece vasıfsız işlerde değil nitelikli emekgücü gerektiren işlerde de mültecilerine ortalama emekgücü maliyetini düşürdüğü tahmin ediliyor. Emekgücü maliyetlerindeki düşüşün, toplam istihdamı artırıcı etkide bulunduğu da düşünülüyor.

Economist’te yayımlanan bir yazı mültecilerin Avrupa’nın “nitelikli işgücü” açığını kapatıp kapatmayacağı sorusuna odaklanıyor. Almanya ve İsveç’in mültecilerin istihdama katılımını hızlandırmak üzere mevzuatlarında değişiklik yaptığına, eğitim programlarına hız verdiğine değinilen yazıda, mültecilerin genç olması ve özellikle şu ana kadar kabul edilen mülteci nüfusta henüz işgücüne katılmamış kadınların oranının yüksekliği “potansiyel” olarak görülüyor.

ALMANYA VE İSVEÇ ‘ENTEGRASYON’ İÇİN HER TÜR KAYNAĞI SEFERBER EDİYOR

Yazıda 2015-2016 yıllarında hem Almanya hem de İsveç’in mültecileri eğitime ve istihdama “entegre” etmek için kaynak ayırdığı, işgücüne hızlı dahil etmek için önemli yasal değişiklikler yapıldığı vurgulanıyor. İsveç’te iki yıllık tam zamanlı entegrasyon programını tamamlayanların yalnızca üçte birinin çalışmaya başladığı belirtilirken Almanya’da bu oranların daha yüksek olduğuna işaret ediliyor. Aynı zamanda çalışanların çoğunlukla geçici ve nitelik gerektirmeyen işlerde çalıştığına dikkat çekiliyor. Ancak zamanla kalıcı ve daha fazla nitelik gerektiren işlerde istihdamın artacağı da öngörülüyor. 1990’larda ve 2000’lerin başında Avrupa Birliği ülkelerine gelen mültecilerin yüzde 56’sının 10 yıl sonra işe başladığı belirtilirken bu zamanın kısaldığı vurgulanıyor.

‘HAYAL EDİLEN’DEN DAHA AZ YETENEKLİ 

İsveçli ekonomist Patrick Joyce, İsveç’e gelen mültecilerin başlangıçta düşünülenden “daha az yetenekli” olduğunu, 2015 yılında gelen 92 bin yetişkin sığınmacının yarısının lise altı eğitime sahip olduğunu, dilin önemli bir engel oluşturduğunu söylüyor.

Almanya’nın “seçerek” sığınmacı kabul etmesinin sonucu olarak “araba tamircileri”nin oranının yüksek olduğu ama dizel motor bilgisinden ziyade mekatronik, bilgi teknolojileri bilgisine sahip işgücü açığının olduğu da yazıda belirtiliyor. Almanya’nın bu tür uzun eğitime ve mutlaka sertifikaya ihtiyaç duyulan işlerde açığı olduğuna değiniliyor. Mültecilerin becerilerinin geliştirilmesi gerektiğinin altı çizilirken Almanya’da “çıraklık eğitimi”yle bu konuda hızlı yol alınabileceği de öne sürülüyor.

Erkekler bir şekilde işgücüne katılırken eşlerinin ve özellikle kız çocuklarının henüz işgücüne katılmadığına da dikkat çekiliyor. Hem çalışanların genç olmaları hem de henüz işgücüne katılmamış kadınlar, ek “politikalar” uygulanması durumunda önemli bir “potansiyel” olarak değerlendiriliyor.

Avrupa sermayesinin genç mülteci emekçi “enjeksiyonu”yla hem yaşlanan nüfus dezavantajını aşmaya hem de emekgücü maliyetlerini aşağıya çekmeye çalıştığı görülüyor.

(SOL)

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal