1858’de ‘Big Ben’ açılışının dini mahiyeti

1858’de ‘Big Ben’ açılışının dini mahiyeti

Ortaçağ sona erip modern dönemler başladığında, zamanın hesaplanabilir bir şey olduğu anlaşıldı ve zaman doğadan da, dini referanslardan da insan eliyle koparılmış oldu.

Ramazan’ın başlangıç tarihini belirleme tartışmalarından yola çıkan ve modern yaklaşım ile geleneksel yaklaşımı karşılaştıran Özlem Albayrak, Yeni Şafak’taki yazısının bir bölümünde, insanoğlunun ‘zaman’ algısındaki değişimin kaynağına şöyle dikkat çekti:

Siz değerli okurlar arasında yaşı yetenler hatırlayacaktır; mesela, eskiler vakitlerini namaz saatlerine göre bölerlerdi, bir yere gidilecekse akşam namazından sonra gidilir, uzak yola sabah namazından sonra ya da kuşluk vaktinde çıkılırdı, yatsı namazı sonrası ise uyku vaktiydi. Bir vakitler, birilerinin doğum günü sözgelimi Mayıs’ın 10’u olarak değil, kiraz mevsiminde olmuş olur; bir başkasının üzümler kararırken dünyaya gelmiş olduğu öğrenilirdi. Zaman coğrafyayla, o coğrafyadaki dönüşlerle kayıtlı bir şeydi. Sonra, ortaçağ sona erip modern dönemler başladığında, zamanın hesaplanabilir bir şey olduğu anlaşıldı ve zaman doğadan da, dini referanslardan da insan eliyle koparılmış oldu.

Zamanın takvimlere ve saatlere bölünmesi, yanlış hatırlamıyorsam 1700’lerin ortalarından sonra başlıyor. Hatta ilk saat kulesinin, Londra’daki ünlü Big Ben’in ilk olarak 1858 yılında açılmasını da bu bağlamda zikredenler; bu büyük değişikliği insanoğlunun dinin egemenliğinden ve belirleyiciliğinden çıkmaya ve doğayı kontrol altına almaya başlamasının milatlarından biri olarak anarlar.

Zaman kavramı tuhaf, derin ve alayişli sahiden. Belki yüzlerce yaklaşıma konu olmuş, her seferinde yeniden tarif edilmiş bir mefhum. Dinlerin zamana yaklaşımı da çok ilginç. İslam dininde, dünya hayatının sonlanıp, kıyametin kopacağı zamana, küçük ve büyük alametler olarak iki türdeki göstergelerle işaret edilir; bu göstergelerin çoğu da çoktandır ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla on yıllardır, belki yüzyıllardır Müslümanlar’a her dakika kıyamet kopacakmış gibi yaşamaları tavsiye edilir. Zaten bu yaklaşımın bir başka versiyonudur İslam’ın ömür kavramına yaklaşımı da: Müslümanlar, “yarın ölecekmiş gibi ahiret hayatı için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmalıdır”. Yani İslam dininde, ahireti de, dünyevi olanı da içinde bulunduran bir eşzamanlılık söz konusudur.

Semavi dinlerdeki bu eşzamanlılık algısının yerini modern zamanlarda Walter Benjamin’in kavramsallaştırmasıyla ifade edersek “homojen ve içi boş zaman” aldı. Hristiyanlık ve Müslümanlığın yaklaşımında gördüğümüz, geçmişi de geleceği de içinde barındıran şimdinin yani eşzamanlılığın yerini, takvim ve saatlerle bölünmüş ve onlarla birlikte ilerleyen lineer yani düzçizgisel zaman algısı aldı. Zamanın doğayla olan bağı, uzamla bağı ve senkronizasyonu da bitirilmiş oldu…

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • hüseyin alan
    18 Mayıs 2018, 23:30

    Zaman fikrinin değişimi, klasik toplumsal yapıdan endüsrtriyel toplumsal yapıya geçişle doğrudan alakalı, dünyayı, varlık alemini, yaratılışı, varlıklar arasındaki münasebeti başka bir algı ve tanımlamayla ilgili.

    Klasik toplumların tümü zamanı, geçici bir zaman dilimi olarak algılarken dünya hayatını da geçici bir yaşam süresi olarak algılar, hayatını buna göre düzenlerdi. Müslüman toplumlarda namaz vakitlerine uygun yaşam tarzının oluşması da bu sebepleydi. Bu sebeple baki olan, zaman ötesi olan, zamanla sınırlanmayan tek varlık Allahtı.

    Endüstriyel toplumda zaman, zamanın kendisi sürekli, ebedi olan bir varlık olarak tanımlandı. Tanrı zamanın ötesine yollandı. Kentsel yaşam, fabrika ve işletmelerin çalışma saatlerine göre düzenlendi. Devletin baki olması, ilelebet olması da bu sebepleydi.

    Meydan saatleri, bu değişimi ifade eden, zamanı tayin eden araç olarak var oldu. Saatlerin sembolik değeri zamanı bildirmesinden çok daha fazla bir şeydir. Oysa saat modern çağ öncesinde keşfedilen bir araçtı fakat endüstriyel çağda Batı, her şeyi olduğu gibi saati de farklı şekle soktu.

    Modern çağın Müslümanları İslami bir toplum oluşturabilirse, zamanı namaz vakitlerine göre düzenlediği ve yönettiği zaman Müslümanca bir hayat kurabilecek ve hükümranlık sağlayabilecektir. Uyku zamanı gibi çalışma zamanını, ziyaret zamanını, bir araya gelip halleşme zamanını vs de dini maksada uygun olarak düzenleyecektir.

    Yanıtla