Mevzu, ‘Facebook ve Apple gibi sanal şirketler’ ya da ‘sanal devlet’

Mevzu, ‘Facebook ve Apple gibi sanal şirketler’ ya da ‘sanal devlet’

Zuckerberg, ABD’nin davetine eşine nadir rastlanır halde, tişört yerine takım elbise, kravatla gitti. Böylece her şeyden önce vatandaşı olduğu ABD’ye hürmette kusur etmeyen bir tüccar olduğu gerçeğini de tüm dünyaya ilan etmiş oldu aslında.

Gündemin ağır konulardın biri olan Facebook üzerine önemli bir hatırlatma yapıyor Habertürk yazarı Özcan Tikit, 2016 yılında yazdığı bir yazısından. O dönemde Apple ile FBI arasında yaşanan çekişmeden söz eden Tikit’in yazısında sanal küresel şirketlerin mahiyeti ortaya konurken, Facebook konusunda şu tesbit yapılıyor: Dünyada 2 milyar kişinin en mahrem bilgilerini izleyip kaydeden Facebook’un kurucusunun ABD’nin emrinde bir hizmetkâr olduğu iyice netlik kazanmış durumda.

Tikit’in geçtiğimiz günlerde Habertürk’te yer alan işte o analizi:

BUGÜN bir okurla aramızda geçen tartışmayı anlatmak istiyorum. Mevzu, Facebook ve Apple gibi sanal şirketler. Tartışmanın temelinde de 2 Şubat 2016’da yayınlanan yazım var.

O günlerde, FBI ve Apple arasında bir restleşme yaşanıyor. ABD’nin California Eyaleti’nde bir terörist 13 kişiyi öldürmüş, saldırının üzerinden aylar geçmiş ama FBI teröristin Apple telefonunun şifrelerini bir türlü kıramıyor. Apple, FBI’nın yardım çağrılarına cevap vermiyor, kurumsal itibar kaygısıyla işbirliğini reddediyordu. Neticede mevzu yerel mahkemeye taşındı. Mahkeme de Apple’ın güvenlik birimlerine şifre kırmayı mümkün kılacak bir yazılım desteği vermesi gerektiğine hükmetti. Ancak Apple bu kez de Google, Facebook gibi küresel teknoloji platformlarını arkasına aldı ve mahkemenin kararına uymayı reddetti. Sonunda FBI üçüncü bir tarafın yardımıyla cihazın şifresini kırdı kırmasına ama mahkemenin verdiği kararın uygulanabilirliğiyle ilgili tartışma halen devam ediyor.

FBI henüz telefonun şifrelerini kıramamışken gördüğüm manzaradan yola çıkarak küresel sanal şirketlerin, egemen devletler gibi sınırlarını başka bir devlete çiğnetmediklerine dikkat çekmiş ve bunun bir sanal devletleşme olarak okunabileceğini söylemiştim.

Bu tezime karşılık en sahih itiraz Houston Üniversitesi’nin Bilgisayar Bölümü’ndeki Doçent Faruk Arslan’dan gelmişti. Faruk Bey, “sanal devlet” dediğim kurumların “ticari kaygı güden küresel sanal ticari şirketler” olduklarını belirtiyor, Apple-FBI-yargı üçgeninde başlayan tartışmanın da bu eksende olduğunda ısrar ediyordu.

Konunun uzmanı olarak, bugün Facebook skandalıyla birlikte iyice ayuka çıkan bir garabeti de daha o günden gözler önüne sermişti. Bu firmaların neticede içinde kuruldukları fiziki devletin emrinde olduklarını öne sürmüş ve şunları yazmıştı: “Google, Apple ve Facebook küresel birer firmadır, ama kökeni ve tepe yöneticileri Amerikalıdır, o kültürel havzanın bir ürünüdür. Fakat bu özelliklerini fazla öne çıkarmazlar. Mesela AT&T ve GE’nin tepe yöneticileri de Amerikalıdır, ağırlıklı olarak Cumhuriyetçi’dir, şirket içinde Amerikalı olmak ve o ülkenin milli değerleri doğrudan ya da dolaylı yoldan öne çıkarılır. Samsung da G.Koreli’dir ve devletiyle iç içedir. Benzer ilişki ağları diğer küresel teknolojik hizmetler sunan şirketler için de geçerlidir.”

ABD’NİN HİZMETİNDE

Facebook’un kullanıcı bilgilerinin İngiltere merkezli Cambridge Analytica tarafından ele geçirildiğine ilişkin skandalın ardından Faruk Bey’i haklı çıkaran gayet çarpıcı bir hadiseye tanıklık ettik. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, ABD Kongresi ve İngiltere Parlamentosu tarafından suçlamalara cevap vermesi için komisyonlara davet edildi. İngiltere’nin davetine şahsen katılmayı reddeden Zuckerberg, ABD’nin davetine eşine nadir rastlanır halde, tişört yerine takım elbise, kravatla gitti. Böylece her şeyden önce vatandaşı olduğu ABD’ye hürmette kusur etmeyen bir tüccar olduğu gerçeğini de tüm dünyaya ilan etmiş oldu aslında.

Vaziyet bu. Dünyada 2 milyar kişinin en mahrem bilgilerini izleyip kaydeden Facebook’un kurucusunun ABD’nin emrinde bir hizmetkâr olduğu iyice netlik kazanmış durumda. Bu meselenin Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini hatırlatmanın da tam zamanı kanaatimce. Türkiye’deki Facebook kullanıcılarının sayısı 57 milyon civarında. Ve son skandalda bilgileri çalınan kullanıcılardan yaklaşık 230 bini de Türk.

Faruk Bey’in geçtiğimiz hafta gönderdiği e-postada bana sorduğu soruyla bitirelim: “Neden Türkiye de ABD ve İngiltere gibi Zuckerberg’i hesap vermeye davet etmiyor?” Soru bana ama cevabı ben de merak ediyorum açıkçası. Türkiye vatandaşlarının bilgilerini ele geçiren ABD hizmetkârı Zuckerberg, bu ülkedeki kullanıcılarının sırtından senede minimum 800 milyon TL kazanıyor, kuruş vergi de ödemiyor. Facebook’un Türkiye’de bir ofisi bile hâlâ yok. Tüm bunlar önemsiz mi Türkiye Cumhuriyeti Devleti için. Değilse bir de şöyle soralım o vakit: Neden bir Türk siyasetçi çıkıp “O Zuckerberg takımını giyip buraya gelecek, ofis de kuracak!” demiyor?

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal