Hayrettin Karaman: “İslâmcılık laf ile olmaz, fikir ve fiil ile olur”

Hayrettin Karaman: “İslâmcılık laf ile olmaz, fikir ve fiil ile olur”

Vahiy dışındaki din bilgisi ister ulemadan, ister tasavvuf erbabından, ister İslam filozoflarından gelmiş olsun tenkide tabidir; yani bunların isabetli de hatalı da olması mümkün olduğundan vahiy gibi okunmaması, gerektiğinde ehli tarafından güncellenmesi gerekir.

“İslâmcılık laf ile olmaz, fikir ve fiil ile olur. Fertten cemiyete, tepeden tırnağa İslâmlaşma, kâmil manada Müslüman olma cehdi demek olan İslâmcılık için iyi yetişmiş ve adanmış insanlara ihtiyaç vardır. Bu insanlar, mevcut dünyada ve mevcut kurumlarda kendi başına yetişmez; namzetler mektepte olsun, medresede olsun onlara mahsus özel programlar, irşadlar, te’dîbler uygulamak gerekir.” diyen Hayrettin Karaman, Yeni Şafak’taki bugünkü değerlendirmesinde, bu amaçla öğretmenliği esnasında yaptıkları çalışmaları hatırlattı:

İşte biz de karınca kararınca İmam Hatip öğretmenliğimizde de bunu yapmaya çalışmış, günün şartlarında müfredata girmeyen kitaplardan, Arapça Okuma kitabına alıntılar yaparak öğrencilerin akıl ve gönüllerini hazırlamak istemiştik.
Önceki yazımda bu parçalardan, kısa açıklamalarla örnekler vermiştim. Bugün devam edip bitireyim:
Enes, Peygamberimizle
Peygamberimiz ve Çocuklar.
Peygamberimizin sade ve zahidane hayatı ile şükür ve kanaat telkinini ifade eden iki hadis.
Onun (s.a.) merhameti ve cömertliği. Oğlu İbrâhîm’in vefatındaki örnek durum, tutum ve davranışı.
Bu parçalar ve gelecek benzerleri, bir İslamcının eşsiz rehberi ve sevgilisi olması gereken Efendimiz’i tanıtmaya yöneliktir.

Hâlid b. Velîd’in vefatı sırasındaki örnek davranışı. Hz. Ebu Bekir ve diğer bazı ashabın mektupları. Hz. Ali’nin Müslüman olması. Nuseybe el-Mâziniyye isimli kahraman sahâbî kadın. Ashâbın Peygamberimize olan sevgileri ve fedâkârlıklarından örnekler. Onun fesahatı (dilinin sağlamlık ve güzelliği), Hz. Enes, Örnek Nesil Ashâb, Veda hutbesi, Hz. Ebu Bekr’in halife olduğunda yaptığı konuşma. Ashab’ın şairlerinin Efendimizle ilgili kasideleri.
El-İhtiyar isimli Hanefî fıkıh kitabının namaz bahsinden. (Namazsız İslamcılık da Müslümanlık da olmaz).
Kardeşlik. Dili korumak. Cuma namazı. Ahmed b. Hanbel’den “Namazda huzur ve huşû bahsi”. Âdil devlet başkanı nasıl olur? İhlas. İlim yolculuğu. Muhâsibî’nin kitabından “Riâyet ehlinin menzilleri” .
Ebu Yusuf’un Kitâbu’l-harâc’ının girişi. İmam-ı A’zam’ın el-Fıkhu’l-ekber isimli temel akaid risalesinin tamamı, Hz. Ömer’in yargı ile ilgili mektubu.
İslam birliği, Taklid, Kur’an-ı kerimin özellikleri, Endülüs Mersiyesi, Moğolların tahribatı, Gazzâlî’nin İbn Sînâ tenkidi.

“Söz uzamasın diye ve maksadı anlatmaya yeter sandığım için bu kadar örnekle yetindim.” diyerek devam eden Hayrettin Karaman, hadis konusunda ise şunları yazdı:

Hadis usulünün yanında üç demet kırk (120) hadis vermiştim. Aziz dostum M. Yaşar Kandemir’den rica ettim, o da Buhârî’nin el-Edebu’l-mufred’inden güzel ahlaka dair iki demet kırk hadis seçti, öğretim metoduna uygun olarak tertip ettiğimiz bu kitabı da önce teksir ederek sonra basılmış olarak takdim ettik; böylece İmam Hatip talebesine özenle seçilmiş 200 hadisi öğretmiş olduk.

Eskiden beri tavsiye kitap listeleri yapılır ve açıklanır. Bu listeleri yapanların bir kısmı İslamcıdır, bir kısmı ise bölücü, dışlayıcı, kanaatine ve grubuna taassupla bağlı insanlardır. Bu vesile ile listeleri okuyanlara tavsiyem şudur:

Hem listeleri yapanlar hem de bu listelerde adı yazılan kitaplar tenkide tabi tutularak okunmalıdır.

Vahiy, İçtihad ve Tenkid

Hayrettin Karaman, İslam’daki çelişmezliğe ve tenkidin gerekliliğine ise şöyle işaret etti:

İslam’ı biz Müslümanlar iki kaynaktan öğreniyoruz: Vahiy ve ictihad (tefsir, yorum, alimlerin açıklamaları).

Allah Teâlâ’nın vahiy yoluyla Peygamberine gönderdiği din bilgisi ile yine Allah’ın kullarına lütfettiği fıtrî akıl arasında bir çatışma, bir çelişme olmaz. Eğer böyle bir görüntü varsa ya –mesela- hadis sahih değildir, doğru aktarılmamıştır veya akılda bir ârıza vardır.

Vahiy dışındaki din bilgisi ister ulemadan, ister tasavvuf erbabından, ister İslam filozoflarından gelmiş olsun tenkide tabidir; yani bunların isabetli de hatalı da olması mümkün olduğundan vahiy gibi okunmaması, gerektiğinde ehli tarafından güncellenmesi gerekir.

Yanlış kanaatin, inancın, yönlendirilmenin baş sebebi tenkitsiz ve tek taraflı okumadır. Bir şahıs veya konu, belli bir şahsın veya grubun kitabından okunur, onun muhalifi ihmal edilirse doğruyu ve ortayı bulmak imkansız hale gelir.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal