İbadetler amaçlaşırsa dininize din eklerler!

İbadetler amaçlaşırsa dininize din eklerler!

“Asıl amaç yeryüzünü Allah’ın istediği gibi dizayn etme gayretidir! İbadet de bu motivasyon içindir. Allah bizim bunu başardığımızı değil, başarmak için mücadele ettiğimizi görmek ister.”

İbadetler amaçlaşırsa dininize din eklerler!

Ramazan Yaman
“Tekkeleri, dergahları, camileri, mescitleri boş bırakmayalım, hayatın diğer alanlarını başkaları tanzim eder! Dünyalı değiliz biz, sadece ahiret yolcusuyuz!” demek, “Allah hayatın diğer alanlarına müdahil değildir!” demektir. Oysa Allah hayatın diğer alanlarını mamur etmemiz için mescitlere gelmemizi ister. Mescitleride diğer alanların karargâhı kılmıştır; sadece “sevap arttırma yeri” değil! Çünkü islam ibadeti amaç değil, araç sayan bir dindir.

Asıl amaç yeryüzünü Allah’ın istediği gibi dizayn etme gayretidir! İbadet de bu motivasyon içindir. Allah bizim bunu başardığımızı değil, başarmak için mücadele ettiğimizi görmek ister. Peygamberler sadece mescitleri, mabedleri doldurmak için gönderilmediler; hayatın diğer alanlarını boş bırakmamak için mabetlere/mescitlere çağırdılar! Amaç mescitde toplanmak değil, mescitlerde dünyayı Allah’ın istediği gibi nasıl mamur edeceğimizi düşünmek ve istişare etmek içindir.

Peygamberlerin mescitlere, dergâhlara, ibadethanelere adam toplamak için gönderildiklerine inananlar yüzünden Müslümanlar zelil haldedir birazda!..

Mabetlere gelmenin sebebi, toplaşmak ve kalabalık görünmek değil; arzı insanlara ve hayvanlara uygun bir şekilde mamur etmek için bir araya gelmektir.

İbadet maksat değil araçtır! Maksat, Allah’ın istediği bir şekilde inşa olmak ve inşa etmektir. Bireysel ve kolektif olarak şuurlanmak, daha duyarlı hale gelmektir. İbadet bu değilse, ibadetin içi boşaltılmış demektir!

İbadeti amaç edindiğinizde kutsal adamlarınız olur! Mabedin duvarlarıyla sınırlanmış, mabede hapsolmuş bir dininiz olur! Ve arzda bulunan diğer ayetleri “Allahsızlara” terkeder, onların ürettiklerine, onların kanunlarına mahkûm olursunuz! Laikçi/seküler adamların dini vicdanlara hapsetme amacına hizmet etmiş olursunuz! Daha sonrada vicdansız ülkelerin insafını bekler, “Kudüs konusunda hangi islam düşmanı devlet ne diyecek!”demek gibi bir zillete düşersiniz!..

Mabetleri ve ibadetleri amaçlaştırırsanız, sizin için bunu pazarlayanlar çıkar! Taşlar, tesbihler, takkeler, kefenler, nalınlar, terlikler, sular, kıllar, tüyler, şifa kitapları, muskalar, kutsal nesneler ibadet aracı olarak size satılır! Almayanın cehenneme gideceğine yürekten iman edersiniz! Hatta bir adamın karşısında bir an durmak ve sıfatını seyreylemek gibi bütün ibadetlerden bin kez üstün ibadetleriniz olur!

İbadeti amaçlaştırırsanız, ritüelleriniz olur ama secdeniz olmaz! Ayakta durur ama kıyam edemezsiniz! Din görevliniz olur ama, imamınız olmaz! Mabediniz olur ama içinde takvânızın, dışında hayvan yanlarınızın adamı olursunuz!

Herhangi bir inanca sahip olan her insan kendi mabedinde insanlığının zirvesini yaşar! Birçok dinin Tanrısı kullarını sadece mabedlerde görür! Müslümanların inandığı Allah kullarını her an her yerde görür. O yüzden sadece mabedlerde değil her yerde insan olmak farzdır!

İbadet dediğin nasıl insan olunacağını, başkalarının hakkını nasıl koruyacağını, güçsüz kaldığında Allah ile bağını nasıl güçlendirip, galibibiyette veya mağlubiyette nasıl istiğfar edeceğini öğrenme yeridir.

Seni kimseciklerin anlamayıp, uzaktan ve başkalarından edindikleri bilgilerle yargılamalarından yorulduğunda, derdini anlatamadığında diz çöküp, secdeye kapanıp rabbinle konuşmaktır. İbadet etmek peşin cennet değildir! Ancak ibadet cennet için çalışmanın ve mazlumun yanında duruşuna güç kazanacağın ve fiili dualara daha kuvvetli gideceğin bir araçtır. Acziyetini bilme, Allah karşısında nasıl şükredeceğini ise bilememe halidir.

Giderken söyleyeceğin son sözü önce Rabbin karşısında söyleyip vicdanının rahat mı değil mi olduğunu ölçme yeridir! Gitmek bir benlik işi mi, yoksa izzetinin sesi mi, duyma yeridir! Giderken beddua değil dua alıp vermektir!.. Ve bir hayırlı mekândan başka bir hayırlı mekâna hicret etmeyi ibabet saymaktır… Girdiğin yere hayır götürmek, çıktığın yere hayır bırakmaktır.

En azından öyle ummaktır. Selam ve selametle gitmektir…

Hasılı; hayra yönlendiren en iyi şeydir ibadet. İbadet ve mabetler araç olursa tek mabudunuz Allah olur. Eğer amaç olursa, Allah’ın rızasını koyacak yer bulamaz, havada kalır, boşlukta yüzersiniz!..

İbadet sadece mabetlerin içine, dergâhların izbelerine sığacak bir olgu değil, Allah’ın arzında kulluk bilncini kaybetmeden nefes almaktır!

İbadeti amaçlaştırdığınızda, başkalarının hakkını zıkkımlanıp, kâbeye üstünü başını silmeye giden ve arı duru olduğunu zanneden haramzadeleriniz olur!.. ve sizin “en takvâlınız” sayılırlar!

…Ve bunu dert edinen benim gibi işgüzar, mahallenin delileride bunları yazarak tüm şimşekleri üstüne çeker! Olsun! Şimşek cehennemden daha sıcak olamaz! Vesselam.

Hilal Haber

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • hüseyin alan
    1 Ocak 2018, 11:19

    Kalemine sağlık, iyi bir hatırlatma olmuş. Unutulmaya yüz tutmuş inanç ve teslimiyetin özüne ve şekiline dair zikredilmiş.

    Yanıtla