Yılbaşı için 36 milyon bilet satıldı

Kazanma ihtimali milyonda birden daha az olmasına karşın Türk halkı piyangoya koştu. Bastırılan 36 milyon 500 bin biletin yüzde 99’u satıldı.

Milli Piyango kurumu tarafından toplam 600 milyon lira karşılığı olarak basılan 36.5 milyon biletin satışı tamamlanmak üzere. Dün akşam itibariyle biletlerin yüzde 99’unun satışının bittiği bildirildi.

1939 yılında kurulan Milli Piyango, tarihinin en büyük ikramiyesini bu yıl verecek. Her yıl büyük ikramiye miktarını artıran Piyango idaresi:

2007 ve 2008 yıllarında 25 milyon lira
2009’da 30 milyon lira
2010’da 35 milyon lira
2011’de 40 milyon lira
2012’de 45 milyon lira
2013 ve 2014’te 50 milyon lira
2015 yılında 55 milyon lira
2016 yılında ise 60 milyon lira vermişti.

Hazine 149 milyon kazanacak

Bu yıl 600 milyon lira toplayacak olan Piyango idaresi, biletlerin tamamı satılırsa, katılımcılara 349 milyon 243 bin lira dağıtacak.  Bayilere ve başbayilere 76 milyon lira dağıtılacak. Hazine’ye ise 149 milyon lira kalacak.

İslam cevaz vermiyor

Başta Diyanet ve cemaatler olmak üzere her yıl, Piyango’nun caiz olmadığı yönünde yapılan birçok açıklamaya karşın, Türkiye’de piyango çekilişlerine katılım artarak devam ediyor. Halkın alım gücünde meydana gelen düşüşün yanında özellikle medya kanalıyla yılbaşı ve piyango konusunda yapılan reklamların bu duruma büyük etkisi bulunuyor.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • hüseyin alan
    29 Aralık 2017, 15:58

    Şu manzara ülkenin sosyal demografisini, ekonomik yapısını, idari düzeni, geleceğe dair beklentileri resmettiği gibi dini telakkiye dair de bir fikir veriyor.

    "Umut fakirin ekmeği kumar ha kumar…" diyordu sosyalistken Cem Karaca. Umut ve kumar. Başka şansı kalmadığını düşünenlerin, başka yolların kapatıldığını sananların, Allah’a olsun güveninin yitirenlerin çıkar yol olarak başvurduğu bir şey olsa gerek.

    Başka bir açıdan kısa yoldan zengin olma hayali de var işin içinde. Bu hayali besleyen, tahrik eden bir yaşam biçimi de elbette.

    Kapitalist ruhlu devlet bu işleri epey çeşitlendirdi. Epey de kısa sürelere yaydı bu işleri. Daha çok umuda hitap ediyor. Giderek müşterisini artırdığı kazanç yoluna çeviriyor.

    Yapacak fazla bir şey yok, sosyo ekonomik şartların ürünü, toplumsal kültürel vaziyetin sonucu bu işler. Sonuca bakıp nedenileri gözden ırak tutmamalı.

    Tüketimin, insanlara bırakılan tek iktidar imkanı ve alanı olduğu bir dünyada daha çok tüketmek için daha çok kazanmalı duygusu egemen olur doğal olarak. Daha çok kazanmanın yolu herkese kısa değil, eşit de değil. Geriye kala kala bu tarz oyunlar kalacak. Müşterisi çoğaldıkça da çeşitlenecek bu işler.

    Kızmaya gerek yok tahlil yapmak, anlamaya çalışmak en doğrusu derim. Böyle başlanırsa neler yapılabileceği konululabilir. Ne diyelim, deve hesabı, "nerem doğru ki" diyenler de haklılardır.

    Yanıtla