Merhum Ercüment Özkan’a göre Velayet

Konu tevhid açısından çok önemlidir. Müslümanların veya Müslüman olmak isteyenlerin konuyu gereğince araştırmalarına yardımcı olmakta zaruret görmekteyiz.

BEKİR ÇÖL

Veli kelimesi sözlükte dost, ahbap, arkadaş, yardımcı ve komşu gibi manalar taşımaktadır. Koruyucu, kollayıcı, efendi, (Mevla) manasına da kullanılan kelimenin çoğulu Evliyadır. Veli, Kur’an’ı Kerim’de Allah (cc)’ın 99 ismi arasında da vardır.

Bugün toplumuzda veli veya evliya kelimesi ne lügat ve ne de Kur’an manasıyla kullanılmaz daha çok bu kelimeye sonradan kazandırılmış manası ile kullanılmaktadır. Veli ya da evliya, benliğini Allah’ta yok etmek suretiyle, üstün vasıflara ermiş, harikulade şeyler gösterebilen büyük insanlara isim olarak kullanıla gelmiştir. Kelimeye öyle bir mana kazandırılmış ki nerede ise Allah adına kainatın idaresini yürüten, bu idarede Allah’ın yaptıklarını yapabilen bir mana yüklenmiş ve günümüze kadar bu şekilde kullanılagelmiştir.

Veli ve evliya kelimesi lügat ve Kur’an dışındaki bu manalar da Asrı Saadet’ten çok sonraları İslam dışı kültürlerin sürükleyip İslam gölüne akıttığı ve zamanla Haliç’teki adalar gibi oluşmuş habis urlardan biri olarak elan İslam’a kattığı hayatiyet giderici tesirini devam ettirmektedir.

Tasavvuf kültürünün rüknünü teşkil eden bu veli kavramı; Yeni Eflatunculuktan Manihaizme, Şamanizmden Budizme, Hıristiyanlıktan Yahudiliğe, Paganizm’den Zerdüştlüğe kadar hemen bütün İslam dışı dinlerin kültürlerinden oluşmaktadır.

İslam dışı din ve kültürlerin İslam’a taşınmasının sonucu olarak yaratılış felsefesi geliştirmeye çalışanların Kur’an’la uzaktan yakından ilgisi olmayan Vahdeti Vücut, tenasüh, sihir, büyü, gaipten haber verme, Tanrının insan şeklinde görünmesi, tabiat kuvvetlerine hakim olmak, ateşe hükmetmek, kemiklerden canlı yaratmak, kadın-erkek müşterek ayınlar, tahta kılıçla savaşmak, don (şekil) değiştirmek, havada uçmak, su üstünde yürümek, bereket getirmek, körleri gördürmek, nefes evladı edinmek (Cebrail’in Hz. Meryem’i üflemesi ile İsa’nın doğmasına benzeterek), ırmağı-denizi yarıp geçmek, az yiyecekle çok kişiyi doyurmak, suyu kana çevirmek, ölmeden önce göğe çekilmek, kuru odunu yeşertip ağaç yapmak, halka felaket musallat etmek, yerden veya taştan su fışkırtmak ve benzeri nice şeyleri İslam’a soktuklarını, tasavvuf dairesi içinde bütün bu yanlışları yaşattıklarını biliyoruz.

Halkın İslam olan dinini Kur’an ve uygulaması sünnetin yerine ikamet ederek, esastan değiştirip tevhid akidesi ile bağdaşması mümkün olmayan duruma sokanların da bu tasavvuf erbabı olduklarını biliyoruz. Adı İslam kalmış lakin mahiyeti tamamına yakın şekilde İslam dışı din ve kültürlerin unsurlarıyla karmakarışık edilmiş bir din olarak karşımızda durmaktadır.

Konu tevhid açısından çok önemlidir. Müslümanların veya Müslüman olmak isteyenlerin konuyu gereğince araştırmalarına yardımcı olmakta zaruret görmekteyiz. Zira neyin İslam, neyin İslam dışı olduğu delilleriyle gereği gibi bilinmedikçe Müslüman olunduğu zannedildiği halde ve bir koca hayatı öyle sanarak yaşandığı halde insan müşrik olarak yaşamış ve ölmüş olabilir. Müslüman’ım diyenin kendini (inançları ve amellerini)  elden geçirmesi, Kur’an ve sahih sünnetle sağlamasını yapması ve bunu ömür boyunca hiç terk etmemesi gerekmektedir.

Gerçek anlamıyla veli sadece Allah’tır. Bu konudaki ayetler:
“İşte o durumda velilik yalnız Hak olan Allah’a mahsustur. Onun vereceği sevapta daha hayırlıdır, sonuçta daha hayırlıdır.” (Kehf 44)
“Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanırsa işte zalimler onlardır.” (Tevbe 23)
“Zalimler birbirlerinin velileridirler. Allah’da takva sahibinin velisidir.” (Casiye 19)
“Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaştılar ve onlar ki (yurtlarına göçenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; İşte onlar birbirlerinin velisidirler. (Enfal 72)
“Kim Allah’ın yerine şeytanı veli edinirse, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır.” (Nisa 119)
“İnkar edenler birbirlerinin velisidirler.” (Enfal 73)
Bütün Peygamberlerin de aynı zamanda Allah’ın veli kulları olduğunu bilmeliyiz. İslam ıstılahında veli yalnızca Allah’ı razı etmeye yönelik iman esaslarına sahip olmak ve emri maruf nehyi münker yapmakla elde edilir. İslam’a göre keramet Allah’ı razı etmedir, su üzerinde yürüme değildir. İslam’da keramet Allah’tan korkarak yetimin malına el uzatmamak, faizden uzak durmak, zinadan içkiden kaçınmaktır, havada uçmak değil. İslam’a göre keramet başkalarına iyilik etmek, İslam’ı anlatmak, Allah’ı razı edecek şekilde çalışmaktır. Gaipten haber vermek, bereket yağdırmak, kalplerden geçeni bilmek değildir.

Müslüman’ın, Müslüman’ın velisi olduğu ise en güzel örneği ensar ve muhacirin birbirleriyle yaptıkları dostluktur. Sahabenin hepsi birbirini velisi olmasına rağmen bu velilerin hiç birisi gaybı bilmediği gibi hiç birinin gezdiği yerlere bereket yağdırdıklarına, kızgınlık duyduklarının ölümünü isteyip öldürdüklerine, taş yaptıklarına, denizin üzerinde yürüdüklerine, kuru ağacı yeşerttiklerine ve benzeri kerametlere rastlamamaktayız. Hatta o kadar ki Hz. Hamza, üç beş metre gerisinden kendisini öldürmeye geleni, Hz. Ömer, iki saf arkasındaki katilini, Hz. Ali, aylarca plan kurup cami köşesinde kendisini öldürmeyi bekleyeni ne gördü ne bildi ne de hissetti.

Tasavvuf edebiyatının kendilerini İslamileştirmek için bir takım zorlamalarla Hz. Ebubekir’e ve Hz. Ali’ye bağlama gayretleri kıl ipliğe bağlı bir uydurmadan ibarettir. Zaten Peygamberin ve sahabenin yaşadığı dönemde hiçbir kimse ne Hz. Ebu Bekir’e ne  de Hz. Ali’ye bugünki manada bağlandığına ve kendilerine has zikir yaptıklarına kimse şahit olmamıştır.

Kur’ani bir kavram olan veli kelimesi, Kur’an dışında kazandırıldığı anlamı ile Hıristiyanlıkta ve diğer dinlerde ki “Aziz” kelimesi ile öylesine eşleştirilmiş ki Veli denilen kişiye bakıldığında İslam’i özellikler yerine bu dinlerin azizlerinin özelliklerine benzediği rahatlıkla görülür.

Halbuki İslam’a göre velilik bugün ve asırlardan beri bilinen gibi değildir. Kur’an ve sünnetin belirlediği ölçülere göre velayet Allah’ı razı etmekle kazanılan bir sıfattır.

GAZETE SİVAS

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal