Elçiye Elçilik

Elçiye Elçilik

Elbette O’nu analım / Aklımızdan da hiç çıkarmayalım / ‘Selam’ı kolay da / Bari ‘Salat’ı Kur’anın tarifi gibi olsun

Elçi nedir,
Resul ve nebi?
Kime,
Niye gönderildi?
Son mesaj
O’nun eliyle derildi!
Son bir fırsat verildi,
İnsanlık, O’nunla
Yeniden, bir daha dirildi!

Elçiye zeval olmaz;
O bildirileni bildirdi,
Eklemedi, eksiltmedi,
Kendi de tabi oldu
Mükellefti!
Hayatı mükemmel örnekti!
O’na itaat Allah’a itaat,
O’na isyan aslında
Allah’a isyandı!

‘Haberimiz yoktu,
Elçi gönderseydin de inansaydık!’
İtirazlarına yer kalmasın;
Yoldan çıkan
Kulluğu, kulları saptıran,
Yönünü sapıtan insanlık
Elçinin getirdiği ile
Doğru yola kılavuzlansın!

İndi Hira’dan tek bir mesajla
Dilinde ‘tekbir’
‘İlah da O, Rab da!’
Bu kadar sade idi mesaj
Ama netti;
En az o kadar da!

İtirazlar şahsına değil; mesaja
Teklifin kuşatıcılığına!
Murad anlaşıldı, saflar netleşti
Safiyeti bozulan fıtrat
Üretilen sömürücü,
İfsat edici düzen
Hakikatle,
Gerçek din’le yüzleşti!

Daha dün ‘emin’ olan Muhammed
Ve arkadaşları,
Dışlandı, taşlandı!
Hak batıl mücadelesi
Bir kez daha tekrarlandı!

O’nun hayatı Kur’ana mesned kılındı
Kur’an ile konuştu, Kur’anı konuştu
Kur’anı yaşadı, yaşayan Kur’andı
Ahlakı Kur’an idi, bize o şiar kılındı!

Kur’an ile cihad etti, Kur’an için cehdetti
Kur’an ile öğüt verdi, Kur’anı öğütledi
Rahman ve Rahim olana davet etti
Gönderilişi âlemlere rahmetti!

Anıyoruz da her zaman;
Anlayan var mı?
Sakal cübbe şalvar;
Bize ondan kalan
Bunlar mı?

Nerede sireti
Sahih sünneti
Mücadelesi ve mücahedesi?
Niye hicret etti:
Düşünen var mı?

Dikensiz gül
Sinirsiz tepkisiz melek
Her sözü ayetmiş(!)
Gayb elinde demet!
Hadis; söyledikleri sükûtu
Mucize dolu, sağı solu(!)
Bu mudur Kur’anın resulü?
Hiç mi merak etmez, araştırmaz
‘Acaba’ deyip endişelenmez
Aklını emanet veren, O’nu?

Yeryüzündekiler insan
O da insan nebi!
Yer içer, çarşıda gezer
Gayet doğal değil mi?

Uçuranlar kaçıranlar
Uykularında çalıştıranlar(!)
Peygamberleri yarıştıranlar
‘Varisiyiz O’nun’ deyip;
Yan gelip yatanlar
Nemalananlar
Nam kapmaya çalışanlar
Kendilerinden menkul kerametlerine;
Kılıf arayanlar,
Mangalda kül bırakmayıp
Elçiyi kimseyle paylaşmayanlar!
Hak hakikat hikmet; hak getire
Kavanozu bal sanmaktalar!
Aldanmaktalar
Oyalanmaktalar
Nefislerine uymaktalar!

Bir de
Bunlar yetmezmiş gibi;
Uyaranları
Doğruyu arayanları
‘‘Düşünelim taşınalım/tanışalım
Elçiyi Kur’ana soralım
Örnek alalım
Örnek kılalım
Şahitliğini şahitliğimize katalım..’’ diyenleri
Yaftalamaktalar!
Aforoz etmekte;
Bakmadan kendilerine
-Handiyse- dinden çıkarmaktalar!

Elbette O’nu analım
Aklımızdan da hiç çıkarmayalım
‘Selam’ı kolay da
Bari ‘Salat’ı Kur’anın tarifi gibi olsun:
Yoluna canlar feda
Azmi sa’yi örneğimiz
İmkânlarımız, tüm varlığımız
Yoluna kurban olsun;
Yalnız Allah’tan sakınarak/O’na olan sevgimiz için
Sakınmadan/ona-mala olan sevgimize rağmen
Destek olarak sunulsun!
Varsın sonra da
Dilimizde de ‘salatü selam’ olsun

Daim rehberimiz olsun;
Ahlakını ahlakımıza
Mücadelesini mücadelemize
Yöntemini yöntemimize
Samimiyetini samimiyetimize
Takvasını takvamıza..
Ekleyelim de
Elçiye elçilik edelim;
Liyakatle temsiliyet sergileyelim!

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal